Bleach Rpg

Bleach'e Hazır Mısınız?
 
AnasayfaTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Karışıklık

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Sayfaya git : Önceki  1, 2, 3  Sonraki
YazarMesaj
Aya Estella O'fieme
Nona Espada
Nona Espada
avatar

Mesaj Sayısı : 92
Kayıt tarihi : 21/02/10
Nerden : Kripton*-* Diriliş mode on desu v.v"

MesajKonu: Geri: Karışıklık   Ptsi Mart 15, 2010 10:01 pm

Umutsuzluğun getirdiği hiçlik ve boşluk hissi ne zaman peşini bırakmıştı ki sanki? Bedeninin her köşesinde, hatta her hücresinde hissettiği yalnızlığı kim, nasıl ortadan kaldırabilirdi? İster istemez tutsağı olduğu boşluk, derinlerindeki karanlık ile tutup Aya'yı yakalıyor, sonra ise yerden yere vuruyordu resmen. Mazinin acıları, vücudundaki tüm kanı emiyor, yaşam ile ölüm arasındaki o ince kesite itiyordu onu. Mutluluktan, üzüntüden ve daha nice duygulardan uzun süredir bihaber ayakta kalmayı beceren benliğinin temelindeki dengesizliği nasıl olupta seçemiyordu kimse? Soğuk, mesafeli ve kalbinin yerinde duran derin hiçliğin kurduğu; içinde derin özlemleri, kırgınlıkları, acıları taşıyan maskesi ne zaman düşecekti peki? Herkesin kollarında özgürleştiği hayat, onun için dar bir çıkmaz dışında başka hiçbir şey ifade etmiyordu. Varlığında da peşini bırakmayan keder, kendisini şimdi bile bir an olsun rahat bırakmayıp, o ana kadar olan tüm utanç kaynaklarıyla pişman olmaya sevkediyordu onu, mazideki en ufak tebessümleriyle böbürlenmeye..

"Rütbe... Gücüne veya zekana göre senden üstün olan birtakım insanların seni kendi kendine mutlu etmeni sağlamak için verdikleri soyut mutluluk... Peki soru şu; bu mutluluk gerçek mi, arrancar? Şu anda varlığının kaynağı başkası tarafından sana sunulmuş sahte, soyut bir mutluluk mu? Kıymet, dışarıdaki kişilerin sana biçtiği fiyat mıdır yoksa senin dışarıya kendini pazarlamak için yarattığın fiyat mıdır? Hiçbiri... Kıymet, seni kollarından tuttuğu zaman bırakamamaktır..."

Gerçekler; artık ne kadar da olsa canımı yakamaz, yıkamaz beni dedikleri... Yaşamın kıyısında kurmaya çalıştığı küçük barakanın içinde bile, kapıları kırıp, onu boğmaya gelen ve oldukça sade maskesinin yüzünden kayıp düşmesine sebep olan kavram. Doğruların sürekli hüküm giydirmesi yıpratmıştı onu artık. Ama bu seferki farklıydı; rütbesi onu mutlu etmeye yetmiyordu. Hoş, etrafına baktığında ne ona farklı bir duygu hissettirebilmişti ki bugüne kadar? İçinden sanki hergün bir parça kopartılıyormuş gibi hissettiği benliği, bugün kaybettiklerini yeniden topluyordu sanki. Ve ruhunun ölü derinliğinde, yeni bir umut doğuyor gibiydi...

' Yanılıyorsun vaizard; zeka ve güç göreceli kavramlardır. Şuanda beni güç durumda bırakırken sana karşı hayli güçsüzüm, ama bu kollarım bağlı değilken geçerli olmayacaktır. Ve her türlü rütbe, hakedenlere verilir. Bundan dolayı sevinç rüzgarlarına kapılmıyorum; hoş, istesem de mutlu olamam... '

Konuşmasından önce duyduğu salınıma tepki vermeden sakince başlamış, öyle de bitirmişti sözlerini. Daha önce de dediği gibi, birbirilerinin kafalarını uçuracaklarsa bu, umurunda bile değildi. Yalnızca kendisini bu olaydan ekarte etmeleri gerekecekti, o kadar. O sıralarda shinigamiden yayılan reiatsu dalgaları titreşmeye ve dalgalanmaya başladığında, tek elini çekmişti Vaizard. Fırsattan istifade diyerek kurtulmaya çabalayabilirdi; ama bunun yerine durup boğazına dayanan metalin teninden farksız soğukluğunu hissetti. Niye kaçmamıştı, sahi? Kendisi de bilmiyordu. Ayrıca kaçsa bile, nereye gidecekti ki? Bir Vaizard'dan daha iyi bilecek hali yoktu ya buraları, elbet tekrar karşılaştıklarında iş şimdiki kadar basit olmayacaktı. İstese belki şu anda kafasını koparabilirdi Vaizard, fakat buna rağmen nefes alıp verişinde bile fazla değişiklik olmamasına özen gösteriyordu. Eğer onu öldürseydi, şimdiye kadar bunu çoktan yapardı, değil mi? Zira çoğunluğa göre bir Arrancar'a güven olmazdı; anlamadan, dinlemeden, yalnızca ortadan kaldırmak gerekirdi onları. Lakin onlar biliyorlar mı ki, asıl canilerin kendileri olduklarını? Şimdi bile, hiçbir şey yapmamasına rağmen aniden etrafı sarılmıştı sanki. Diğerlerine göre can sıkıcı bir baş belası, ortadan kalkması gereken ucubi bir varlık olara tanımlandığını bilmek artık Aya'ya garip gelmiyordu. Kendisi için asıl muamma olan olay, Vaizard'ın ona 'yardım' etmek istemesi oluşuydu, boğazına katanasını dayayarak...

"Sana söylemiştim arrancar, burada olan burada kalır. Şimdi gidip buraya gelme amacın olan hollowları ortadan kaldıralım..."

' Burada olan burada kalır, ' diye birşey yoktu, eninde sonunda buradan kurtulacağı bariz biçimde belliydi ona göre. Yaşayan dünyaya zamanında on dokuz sene katlanmayı becerebilmişti, fakat yine de ruhu yaşam zincirlerini kırıp ebedi yokluğa adım atabilmişti. Aynısını şimdi de yapabilirdi, hatta daha kolaydı zaten bir kere ölümü tatmış olan Aya için... Şimdilik sadece boğazına dayalı zampakutou doğrultusunda hareket edecekti, en azından hollowları yakalayıp sırtlayana kadar...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Katsuragi Kiyo
Shinigami
Shinigami
avatar

Mesaj Sayısı : 13
Kayıt tarihi : 28/02/10

MesajKonu: Geri: Karışıklık   Ptsi Mart 15, 2010 11:00 pm

'Facia! Facia! Kendi kaptanını, yine kendi yardımcı kaptanının altında yakalamak. Facia!' Psikolojim zangır zangır dert yanarken, ben Yuki-taichou'nun ardından, daha ne olduğunu bile anllayamadan ilerliyordum. Planmış! Karakura şehrinde gezintiymiş! Hadi ama! 'Cesedini dünyaya saklamak işime gelir.' desene şuna! Başım öne eğik, gözlerimle Yuki-taichou'nun ayaklarını takip ederek ilerliyordum yavaşça. Yürürken bile benden hızlı olduğu için arada bir koşar adım ilerliyor, sonra tekrar monoton hâlime dönüyordum. Ah-ha! Buldum! Yuki-taichou suçu bir hollowa atmayı planlıyor! Karşımıza bir hollow çıkacak, Yuki-taichou beni onun önüne atacak, o da beni öldürecek. Akıllıca...

Çıt bile çıkarmadan yürüyordum iki evren arasında. Sonunda, dünyaya vardığımızda reiatsumun ezildiğini, bastırıldığını hissetmeye başlamıştım. Çok fazla... Çok ağır... Ben... Başım dönüyordu. Bir kaç adım geriye atıp elimle başımı tutmak zorunda kalmıştım. Bu kadar çok reiatsu kimden geliyordu? Başımı kaldırıp karşıma baktım. Ah, yanlış sormuşum. Kimlerden demeliydim. Aralarından bir tanesi dışında, shinigami olmadıklarını anlamak için dahî olmaya gerek yoktu. Reiatsuları çok yabancıydı bana. Yuki-taichou biliyordu elbet onların kim -yahut ne- olduklarını. Şöyle bir bakınca, pek de arkadaş canlısı bir toplantıya benzemiyordu açıkçası. Arkadaşının boğazına katana dayamak, pek de dostcanlısı değildi, hani. Yuki-taichou'nun ardına saklanmak istesem de yerimden bile kıpırdayamıyordum. Şu durumdan anlayabildiğim tek şey vardı zaten. Beni kıllarını bile kıpırdatmadan öldürebilirler...


out: çok s(d)allama oldu. Ama ne yazacağımı bilemedim >.< Zira sizlerinkiyle karşılaştırınca çok ezik hissediyorum kendimi. Toplum baskısı ile katıldım. Acıyın bana Q.Q
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Aya Estella O'fieme
Nona Espada
Nona Espada
avatar

Mesaj Sayısı : 92
Kayıt tarihi : 21/02/10
Nerden : Kripton*-* Diriliş mode on desu v.v"

MesajKonu: Geri: Karışıklık   Ptsi Mart 15, 2010 11:18 pm

outr: İkiz, dellendirme beni. Gayet güzel olmuş, dallama falan değil v.v
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Yuudai Daisuke
Vaizard
Vaizard
avatar

Mesaj Sayısı : 56
Kayıt tarihi : 07/03/10

MesajKonu: Geri: Karışıklık   Ptsi Mart 15, 2010 11:54 pm

' Yanılıyorsun vaizard; zeka ve güç göreceli kavramlardır. Şuanda beni güç durumda bırakırken sana karşı hayli güçsüzüm, ama bu kollarım bağlı değilken geçerli olmayacaktır. Ve her türlü rütbe, hakedenlere verilir. Bundan dolayı sevinç rüzgarlarına kapılmıyorum; hoş, istesem de mutlu olamam... '

Daisuke bu sözlere bir cevap vermek istemiyordu. Bir an önce buradan gidip bu dünyayı kirleten hollowları temizlemek istiyordu ama bunu kesinlikle kendisi için değil boğazına zanpaktou'sunu dayadığı arrancar için söylüyordu. Neden onun için böyle bir şey yapıyordu ki? İlk önce Lluvia ve şimdi ardından adını bile bilmediği bir arrancar'a yakın hissediyordu kendisini. Aslında bunu hissetmesi o kadar normaldi ki... Bir Vaizard'dan başka hangi canlı türü kendisini bir arrancara bu kadar yakın hissedebilirdi ki? Onun her şeyini anlayabilecek bilumum ruhsal durumları yaşıyordu. Daisuke de bir arrancar'mış gibi muamele görmemiş miydi Soul Society'den. Onu idama mahkum edenler başkaları mıydı sanki? Bir arrancar ile aynı sona sahip olan bir canlı ona değil de kime yakın hissederdi ki kendisini?

Artık burada daha fazla oyalanmanın bir lüzumu yoktu. Her ne kadar Sora Zanpaktou'sunu kullanmak için çıkarmış olsa da geri dönüşü yoktu bu durumun. Şimdi Daisuke ve arrancar gidecek, geri kalanlarda buradan sonra ne yapmak istiyorlarsa onu yapabileceklerdi. Tam adımlarını atmaya başlayacaktı ki hissettiği reiatsu onun durmasına sebep olmuştu. Karşısında birkaç shinigami duruyordu ve içlerinden biri ürkek bir tavırla diğerinin arkasına saklanmaya çalışıyordu. Daisuke onlara aldırış dahi etmeden atamadığı adımını tekrar yere basmıştı. Hala önündeki arrancar'ın bırakamadığı kolunu tutuyordu ve bu kolu sanki bir ömür boyu tutmak istercesine sıkıyordu. Ama bu sıkmanın ona bir acı vermemesi için de kendini olabildiğince dizginlemeye çalışıyordu. Onun kolunu tutmak bile Daisuke'yi sebepsiz bir güç ile harmanlıyordu. Onun bir düşman olduğunu bilsede hayatında hissetmediği şeyleri ona karşı hissederek aslında güçsüzlüğünü mü ortaya koyuyordu? Acaba arrancar bunu anlayabiliyor muydu? Daisuke'nin içindeki duyguları hissedebiliyor muydu? Dahası, kendi adlandıramadığı duygularını O adlandırabiliyor muydu? Onunla beraber tanımlayamadığı şeyler artmıştı. Ne onu tanıyordu ne içinde olup biteni...

Yavaş adımlarla arrancar'ın klavuzluğuna başvurarak ilerlemelerine devam ediyorlardı. İçinden geçen garip duyguları ona yansıtmamak için yüzüne takındığı ciddi tavır onu çok komik bir yüz ifadesine sahip kıldırıyor olabilirdi ancak bu duyguları yansıtmamak için gerekirse kendisi ile bile savaşabilirdi Daisuke. Ne olursa olsun ona karşı duyduğu isteği, ona karşı hissettiği karşı konulamaz arzusunu bastırmak istiyordu sadece. İlk kez hissettiği duyguların yavaşça içinde ölmesini istiyordu kimseye, kendine bile, acı çektirmeden. Ama onun çekim gücünden nasıl ve ne şekilde çıkabileceğini hiç düşünemiyordu bile. İnsan istemediği şeyleri yapmak için bir şeyler üretemezdi ya zihninde.

Daisuke kafasını iki yana sallayarak düşüncelerinin ve hislerinin yok olacağını düşünme gafletinde bile bulunmuştu. Ancak artık arrancarın tuttuğu kolu ona soğukluk değil, aşırı bir sıcaklık veriyordu. Önceki soğukluğuna rağmen nasıl içi alev almışsa da şimdi sıcaklığı karşısında içinde sanki bir volkan patlaması olmuştu. Elini istemesede yavaşça kolundan çekmişti ama Zanpaktou'sunda en ufak bir kıpırdama olmamıştı. Ama bu şekidle bir yolculuk yapılamazdı da. Onun için Daisuke ne çok merak ettiği soruyu sorma şansı yakalamıştı sonunda.

"Aaa... Arrancar, adın ne?"
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Aya Estella O'fieme
Nona Espada
Nona Espada
avatar

Mesaj Sayısı : 92
Kayıt tarihi : 21/02/10
Nerden : Kripton*-* Diriliş mode on desu v.v"

MesajKonu: Geri: Karışıklık   Salı Mart 16, 2010 2:24 am

Etrafındaki reiatsu yoğunluğu gitgide artıyordu Aya'nın. Tek bir yerde bu kadar çeşit çeşit reiatsu hissetmek o kadar inanılmazdı ki onun için! Zira normalde duyduğu tek reiatsu, Las Noches'teki arrancar'lara aitti. İlkel bir hollowunki bile normalden farklıydı; zira diğerlerine göre hayli az, daha titrek oluyordu sanki. Yeni hissettiği reiatsuların ise, artık aşinası olduğu shinigamilerden yayıldığını anlamak için dahi olmak gerekmiyordu hani. Biri diğerine göre daha dominanttı, öbürü ise sanki reiatsusunu salmaya çekiniyormuş gibi, daha az ve yumuşaktı.

Ah, daha önce ne zaman boğazında katanayla hollow avına çıkmıştı? Daha da önemlisi, ne zamandan beri kellesi uçurulmaya hazırken bu kadar rahat ve güvende hissedebiliyordu? Yoksa tamamen mi ölmüştü içgüdüleri, kullanmaya kullanmaya? Hayır, aklı başı gayet yerindeydi ve hala ' tek parçaydı ' . Aslında buraya gelmeden önceki haliyle arasındaki tek fark, içindeki duygusuzluğun yerini tuhaf bir karıncalanma almasıydı. Boğazındaki metalin soğukluğu, Aya için normal bir ısıymış gibi ilerlemeye devam ediyorlardı. Zira şah damarlarından bile çekilmiş gibiydi kanı, beyni de donmuştu sanki. Neden sonra vaizard ellerini bıraktığında şöyle bir iki kere sallayıp hala kaçmasını önlemek için olduğunu tahmin ettiği bozağındaki katanayla hollowların reiatsusunu hissettiği yöne doğru giderlerken, bu dalgalara kulak kabartmış olan Aya dikkatini kendisine kim olduğunu soran vaizard'a çevirmişti.

"Aaa... Arrancar, adın ne?"

Direk, ben hiçliğin yetiştirdiği dokuz numaralı espadayım diyemezdi ya, hele ki ölümle bu kadar burun burunayken... Zira saldığı Arrancar reiatsusu başına bu kadar dert açmışken, apansız espadayım demesi hiçte onun lehine olmazdı. Aslında bu soruyu soran ardında bıraktıkları shinigamilerden veya o garip iki kızdan gelmiş olsaydı, soruyu hemen ' Seni ilgilendirmiyor... ' gibi kısa bir cevapla geçiştirebilirdi. Ama soruyu soran bir vaizarddı, kendisini bir şekilde yakın hissettiği vaizard. Hani yıllardır görmediğin, sana aşina gelen bir çehreyi yeniden anımsamak için durmadan bakıp durursun ya; Aya' da fırsat buldukça Vaizardı inceliyordu. Az önce çektiği elleri kendi vücuduna göre normal sıcaklığında mıydı, yoksa koca bir buz küpünü eriten ateş misali gerçekten içine işleyen bir ısı mı yayıyordu etrafına? Her ne olursa olsun, fazilyon yıl öncesine kadar yeniden bihaber olduğu duyguları yeniden tadıyormuş gibi bir farklılık yaratmıştı şimdi. Ona adını verseydi ne olabilirdi ki? Onu öldürse bile, en azından kim olduğundan haberi olduğu için içi rahat olurdu belki de...

' Ben, nona espada, Aya Estella O'fieme. Ya da bilindik adıyla, Nihil; vaizard. '

Sahi ya, o da adını bilmiyordu vaizard'ın. Bu yüzden bilerek 'vaizard' kelimesinde vurgu yapmıştı, soru sorarcasına. Sanki boğazındaki soğukluk bir kılıcın keskinliğinden değilde, bağrındaki gerdanlıktan geliyormuş gibi korkulu değildi sözleri. Hoş, Nihil olduğunu söylemişti ya zaten, değil mi? Ondan korkmasını bekleyebilir miydi kimse? Hatta korkmayı bırak, sevemezdi bile... Fakat o içindeki karıncalanma, yıkmak istemeyeceği tabuları deviriyor, kırıyor gibiydi. Sanki, senin iç dünyan tamamiyle ölü değil, der gibi...

Outr: Zorunluluğun getirdiği yarıda bırakma, gomenxD
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Lluvia C. Ruka Dolores
Vaizard
Vaizard


Mesaj Sayısı : 92
Kayıt tarihi : 24/02/10

MesajKonu: Geri: Karışıklık   Salı Mart 16, 2010 5:54 am

Lluvia hava da garip bir şeyler sezmeye başlamıştı. Daisuke ile o arrancar ın içinde olduğu durumu uzaktan dikkatle seyrediyordu. Aslında fazla uzakta sayılmazdı. Net bir şekilde görebiliyordu. Tuhaftı. Hava daki burukluk , rüzgârın eserken ki ritmi ve ağaçların rüzgârın ritmine ayak uyduruşu...

Kulağa normal gibi geliyordu ama bu normalin üzerindeydi. Farklı bir sessizliğin arasında olunca, farkında olmadan o sessizlik tarafından yutuluyordu. Sanki konuşmak , düşünmek , yürümek , koşmak yasaklanmış gibiydi. Hiç bir şey yapamayacak mış gibi hissettiriyordu bu havanın sessizliği. Elbette bir sesi vardı , ağaçlar , rüzgârın ritmi ve o rüzgârın içinde dolaşan şehirdeki insanların neşeleri üzüntüleri , acıları , nefretleri...

Bunlar bir ses değildi aslında. Rüzgâra aitti aslında. Kendisi...

O sırada farklı iki reiatsu hissetti. Biri kaptan reiatsu suna sahipti diğeri ise ... Diğerini tanımlayamadı. Ama shinigami olduklarını hissetti. Anılarını hatırlamaya çalışmadıkça birer birer görüntüler geliyordu aklına. Eskiden nasıl bir kaptan olduğunu ve neden soul society den gittiğinide. Her şeyi hatırlamamıştı ama , sadece adım adım...

Hissettiği reiatsu lar yakınlaşıyordu ve bu his onun ayağa kalkmasına neden oldu. Yüzünde farkında olmadan takındığı , soğuk , sessiz bir ifade vardı. Nedense orada olmaması gerektiğini hissediyordu.

Dikkatini yine diğerlerine vermişti. Ne yapmaya çalıştıklarını anlayamıyordu bir bakıma. Onun amacı bir arrancar ile karşı karşıya gelmek değildi elbette. Bir kaç hollow la dalga geçmekti. "Ne dert ama " diye söylenerek üstünü temizledi. Aslında böyle yapmasınada gerek yoktu. Elleri ile ile saçlarını geri attı ve eline aldığı kuru kafalı bastonuyla oraya doğru ilerledi. Ama garip bir şekilde saklanma isteğiyle doldu içi. Saklansa da reiatsu sunu hissedebilirlerdi belki. Tabi reiatsusunu gizlemezse.

Yüzünde hafif hain bir gülümseme belirdi ve yavaşça sık çalılıkların arasına geçti. Rahatsız ediciydi ama en azından iç güdüleriyle hareket edip saklanmıştı. Her şey olup bittiğinde buradan gidebilirdi. Fakat birileri gelirken gitmesi işleri zorlaştırıyordu. Ah işte bu da Lluvia nın başına dert açan merakıydı.

RP Dışı :
Öyle balıklama gibi atladım *-* kusura bakmayın ama nedense bir an yazma isteği geldi *-* neyse öhöm...!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://visualkeifantr.netboarder.com/forum.htm
Yuudai Daisuke
Vaizard
Vaizard
avatar

Mesaj Sayısı : 56
Kayıt tarihi : 07/03/10

MesajKonu: Geri: Karışıklık   Salı Mart 16, 2010 9:47 am

Daisuke sorduğu sorunun cevabı almak için yıllarca beklemişti neredeyse. Ancak bu arrancarın geç cevap vermesinden değil, tamamen Daisuke'nin içindeki zaman kavramını yitirmiş olmasıydı. Şu an yaşlanmayan, hiçbir yere gecikmeyen bir adamdı o. Zamana ait tüm kavramlar da onunla beraber uçup gitmiş, yerine boşluğun getirdiği sadelik ve keşfetme arzusu almıştı. Etraftaki her bir beyaz duvarı yıkıp arkalarındaki gizlenen gerçekleri görmek istiyordu sadece gözleri. Aslında tam olarak bu da değildi. Çünkü gerçek bu arrancarın Hueco Mundo'ya dönmesi olacaktı ve Daisuke buna engel olmalıydı. Öyleyse beyaz duvarların arkasındakiler nelerdi? Gerçekten o beyaz duvarlar var mıydı etrafında? Ya da duvarlar sadece Daisuke'yi çevreleyen bir ilüzyon muydu? Bu son seçenek Daisuke'nin kafasını iyice karıştırmıştı ancak bu karışıklığın doruk noktasına ulaşmasını sağlayacak cevabı henüz duymamıştı.

' Ben, nona espada, Aya Estella O'fieme. Ya da bilindik adıyla, Nihil; vaizard. '

Nona Espada!? Bu kadın, bu arrancar türünün en güçlü dokuzuncu arrancar'ıydı. Yani Hueco Mundo da süren krallığın dokuzuncu muhafızı... Daisuke gerçek anlamdan bunu beklemiyordu. Saldığı reiatsu onun normal bir arrancar olmadığına işaretti belki ama dokuzuncu espada olmasını hiç düşünmemişti bile. Peki bu kadar güçlü olan espada neden boğazını kesmek için duran bir Zanpaktou'dan kurtulmaya çalışmamıştı ki? Tüm gücüne rağmen neden kendini Daisuke'ye karşı güçsüz hissetirmişti? Aslında cevabı sondan bir önceki kelimesinde saklıydı: "Nihil"...

Aya cümlesine öyle bir vaizard diyerek bitirmişti ki Daisuke bir arkadaşına mahçup olmuş gibi kafasını öne eğmişti. Ancak bu dikkatsizliğinin ona bir zarar olarak geri dönmemesi için de dikkatini tekrar toplamış ve istemese de Zanpaktou'sunu bir parça salmıştı. Şu an hala onu bir düşman olarak göremiyordu. Zanpaktou'sunun hemen ucunda öldürülmesi için kesin emirler bulunan dokuzuncu espada varken Daisuke kılıcını salarak onun kendisini rahat hissetmesini sağlamaya çalışıyordu. Kafasın tekrar Aya'ya çevirdiğinde ise cevap bekleyen gözleri görmüştü. Daisuke bu gözlerde artık boşluk değil uçuşan düşünceler görüyordu kendi kafasında olduğu gibi. Ama artık bu gözleri daha fazla bekletemezdi.

"Yuudai Daisuke...ve evet, bir vaizard'ım. Seireitei'de fukutaichou'ydum ve bir gün... buraya hapsedildim. Söylesene bana Aya, biz, yani arrancarlar ve vizardlar... Aslında ne kadar birbirimize benziyoruz. Ama benzerliklerimiz bizi birbirimize kırdırabiliyor...."

Daha fazla konuşamamıştı Daisuke, çünkü bundan sonra gelen cümlelerini kendisine bile itiraf edemiyordu daha. Kaldı ki o bir "Nihil"di. Nihil... Söylendikçe güzelleşen, düşündükçe içi burkan bir kelime... Tıpkı Daisuke'nin içindeki duygular gibi. Ama fark biri boşlukken diğeri Aya'nın tarifsiz güzelliği...




Rp Out: Okula yetişmek için aceleyle yazdım kusura bakmasın kimse.. T.T

bir de.. Lluvia konu direk senin.. ^^ İstediğin gibi girebilirsin tabiki de.. ^^
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Aya Estella O'fieme
Nona Espada
Nona Espada
avatar

Mesaj Sayısı : 92
Kayıt tarihi : 21/02/10
Nerden : Kripton*-* Diriliş mode on desu v.v"

MesajKonu: Geri: Karışıklık   Salı Mart 16, 2010 12:27 pm

Out: Nope^o^ Bu arada Lluvia chan, tek konuda zibilyon kurgu var zaten, biri de senin. O yüzden dalmanın hiçbir sakıncası yok^o^

In:

Vaizard'ın bir parça artan reiatsu, arkalarında bıraktıklarınınkini de aynı derecede bastırabilmişti. Bunun yanında ne olduğunu tanımlayamadığı bir reiatsunun izini de tamamen kaybetmişti. Böyle durumlarda haklı çıkmaktan nefret ediyordu Aya, ama çoktan birbirilerinin canlarını almaya başlamışlar mıydı? Neyse, her ne olursa olsun oradan kurtulduğuna sevinmesi gerekirdi, ya da en azından bunun farklındalığında olması...

Söylediklerinin ardından, vaizard'ın kısa süren boşluğundan faydalanıp kaçabilir miydi? Daha doğrusu, kaçmak istediğinden emin miydi? Beyninde dönüp duran tüm yanıtsız sorular başını ağrıtıyor, kafasını tamamen karıştırıyordu.

"Yuudai Daisuke...ve evet, bir vaizard'ım. Seireitei'de fukutaichou'ydum ve bir gün... buraya hapsedildim. Söylesene bana Aya, biz, yani arrancarlar ve vizardlar... Aslında ne kadar birbirimize benziyoruz. Ama benzerliklerimiz bizi birbirimize kırdırabiliyor...."

Daisuke... Kendisine en yakın hissettiği reiatsu ancak bir vaizard'a ait olabilirdi zaten, tıpkı onun da söylediği gibi.. Sonuçta vaizardlar, geçmişlerinde tam bir shinigamiyken, şimdi içlerinde bir hollow ile yatıp kalkıyorlardı... Seireitei'den sürülmesini anlayabiliyordu, sonuçta bugüne dek herkes Arrancar ve Hollow'ların kendi cehennemlerinde kalıp buradan mümkün olduğunca uzak tutmak istiyorlardı, gerekirse öldürerek... Bu yobazlığa Arrancar'lar kadar, Vaizard'lar da katlanıyordu demek.. Ne kadar gücünün doruğunda bile olsalar, bir hollow'la bütünleştiklerinde hiçbir saygınlık değerleri kalmıyordu... Lâkin aynı kaderi paylaştığı bir tür yerine, sadece tek bir kişi varmış gibi hissediyordu. Sonunda onu anlayabilen birini şans eseri bulmuş gibi...

Daisuke'nin söylediklerine sadece başını hafifçe sallayarak cevap verdi. Bu sözlerin üstüne daha ne diyebilirdi ki? Bu kadar sade ve ortada olan gerçekleri, ağzından çıkan sözler anca yineleyebilirdi, o kadar. Hala yarı şaşkınlık, yarı garip bir karıncalanma duygusunun esir aldığı bedenini neden kontrol etmeyi bırakmıştı ki zihni? Sol eli ister istemez katanasının kabzasına gitmiş, evirip çeviriyordu. Daisuke'ye karşı değildi elbet, sadece gerilerinde kalan shinigami topluluğuna karşı almakta geç kaldığı bir önlemdi bu. Sadece oraya ait değilmiş gibi hissediyordu, olamazdı da zaten.. Ve Daisuke'de...

' Sen de buraya ait değilsin... '

Sürekli shinigamilerin gelip etrafa rahatsızlık verdiği bir yere nasıl ait olabilirlerdi ki? Eğer burada olan burada kalacaksa, toprağa karışan bedeni gibi, ruhunu da havaya katmaya hazırdı. Ama ne olursa olsun tüm kabuslarını dirilten bir yerde, her saniyede ölüme biraz daha yaklaşıp güçsüzleşerek ayakta kalamazdı. Bir anlığına hollow'ları unutmuş gibi Daisuke'nin gözlerinn içine baktı. Derin bakışlarının altında kendisindeki gibi bir hiçlik yatmıyordu. Daha dolu ve yaşamla birdi gözleri... Kendi gözlerinin rengi ona yokluğu temsil ettirirlen, onun gözlerine dalarken sanki koca bir okyanusa bakıyormuş gibiydi, hayat dolu...

Outta: Gomennn kısa oldu, ama ben de okula geç kaldım desu^^;
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Nakabayashi Sora
Shinigami
Shinigami
avatar

Mesaj Sayısı : 16
Kayıt tarihi : 02/03/10

MesajKonu: Geri: Karışıklık   Salı Mart 16, 2010 4:42 pm

Arrancar ve Daisuke konuşadursunlar Sora yavaş yavaş sakinleşmeye başlamıştı. Sık çalılıkların arkasına geçtiğini gördüğü Lluvia'nın arkasından o da aynen yanına geçti. Etrafta yeni bir reiatsu hissediyordu ama uzun zamandır hissetmediği bir türe aitti bu seferki. Kendisi gibi bir shinigamiye aitti ama kesinlikle kaptan ya da yardımcı kaptan seviyesi olmadığına emindi. Belki üçüncü asistan olabilirdi ama eğer bu doğruyduysa onun zamanına göre reiatsu seviyeleri düşmüş olmalıydı SS'de. Ah... Oradaki havayı bile özlemesine rağmen yaşayanları düşündükçe deliriyordu. Onun en küçük hatasını bile affetmeyip peşinde dolanan tiplerdi bunlar. O da onları affetmeyecekti ama düşman olduğu anlamına gelmezdi bu. Eğer düşman olsa gerçek bir hainden başka ne olurdu ki? Sadece eskisi kadar işbirliği bekleyemezlerdi Sora'dan. Bu da zaten en doğal şey değil miydi ki?

Lluvia'nın yanında olmanın verdiği bu güven hissi o Sora'yı hatırlamıyor olsa bile güzeldi. Yalın bir güven değildi bu içinde farklı duygular karışmıştı. Belki de hiç kimseye karşı bir şey hissetmeyen Sora'dan başkası değildi ancak Lluvia söz konusu olunca farklı olan bir şeyler vardı. Çalıların arasında yanında duruyordu ancak fark bile edilmemişti. Belki de edilmişti ama önemli biri olarak görülmemişti ha? Eski günlerin aksine bu kez ikinci ihtimal ağır basıyor gibiydi. Onu hatırlamadığı için önemsiz olarak görmesini doğal karşılardı. Sinirden salmış olduğu zanpaktousu da tekrar eski katana haline geri döndü. Şimdi ise aklı biraz önce gelmiş olan shinigamilere kaydı. Onlara şimdi saldırsa ve öldürse haksız mı görülürdü? Yoksa onu böylesine kovalayan bu tiplere bunu yapmak en doğal hakkı mıydı? Aslında umrunda bile değillerdi şu an. Eskilerden yakaladığı dala tutunmakla öylesine meşguldü ki aklı, yanına gelmiş sinekleri kovmakla uğraşamazdı bile. Yine de Lluvia'ya burada olduğunu - belki de hissetmişti bile ama - söyleme ihtiyacı hissetti. Aslında orada olduğundan çok geçmişi hatırlatma çabası bile denebilirdi buna.

"Neden saklanıyorsun Lluvia-chan. Yoksa bu hafıza kaybı eski günlerdeki korkusuzluğunu da mı anılarınla götürdü?"


Out: Çok kısa ve saçma oldu gomennasai :S
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Lluvia C. Ruka Dolores
Vaizard
Vaizard


Mesaj Sayısı : 92
Kayıt tarihi : 24/02/10

MesajKonu: Geri: Karışıklık   Salı Mart 16, 2010 6:14 pm

Lluvia çalılıkların arasından olanları seyrediyordu. Ne konuştuklarını merak ediyordu ama gidip onların dibine "siz ne konuşuyorsunuz?" diyemezdi ya. Orada bekleyip olanları seyretmenin daha mantıklı olduğunu karar vermişti. Belki orada durmamalıydı. Hatta oradan gitmeliydi bile. Fakat garip bir şekilde istemiyordu.

O sırada yanında birini hissetti. Ve başını yavaşça çevirerek yanındakine baktı. Yüzü ifadesizdi. Sorusunu duyduğunda iki kaşınıda kaldırdı. "Saklandığım falan yok meraklı. Merakımdan burada gizleniyorum. Neler olacak diye anlarsın ya. Hem Hafızamın falan kaybolduğuda yok , sadece uykudalar o kadar" diye burnunu çekerek kibirli tavır takındı. "Hem korkakta değilim. Bana korkak mı demek istiyorsun bakayım" diyerek kolunu çimdikledi.

"Neden birden bire zanpakutou nu saldın hiç anlamadım" bıkkın bir şekilde konuşmuştu. Hatırlamış olabilirdi onu. Elbette hatırlamıştı. Belki de böyle konuşmak iyice hatırlamasını sağlamıştı. Fakat hatırlamıyormuş gibi davranmaya devam etmek istedi. Nedenini bilmediği garip bir istekti. Zaten isteklerinde genelde düzgün bir nedeni olmazdı.


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://visualkeifantr.netboarder.com/forum.htm
Nakabayashi Sora
Shinigami
Shinigami
avatar

Mesaj Sayısı : 16
Kayıt tarihi : 02/03/10

MesajKonu: Geri: Karışıklık   Salı Mart 16, 2010 8:10 pm

Sanki özellikle onu sinir etmeye çalışır gibi bir hali vardı. Neden bu kadar abartıyordu ki sözlerini? Sadece nedenini merak ediyordu ve bu merak onu SS'den attırana benzer bir meraktı. Karşı koyamadığı, garip ve açıklanamaz bir merak. Meraktan çok istek miydi yoksa? Evet, evet bu bir istek olmalıydı. Bilgiye ulaşma isteği... Bu yüzden de bir süre şüphelerini dizginledi. Belki de hatırlıyordu ama bunu hemen soramazdı ya. Zanpaktou'sunu neden saldığını sormuştu ama Sora düşünmekten cevap vermeyi unutmuştu bir süre. Neyse ki uzun değildi ve sonunda cevap verebildi. Aslında kendinin bile anlayamadığı bir sebebi nasıl söyleyebilirdi ki? Yine de bir bahane bulmak zorundaydı. Yoksa sadece onu hatırlamadığı gibi saçma gelebilecek bir sebepten saldığını öğrense ona deli bile diyebilirdi. Ya da sebepsiz saldığını söylese yine aynı sonuca çıkardı. cidden neden salmıştı ki onu? Anlık bir öfkeye yenik düşmemeyi yıllar önceki olayda öğrenmişti ama sanki bu daha farklı bir şeydi.

"Sanırım sana geçmişi hatırlatmayı planlıyordum. Bu salışı onlarca kez duymuştun da."

Kendini sanki hesap veren bir çocukmuş gibi hissediyordu ve bu hiç hoşuna gitmiyordu. Özellikle yıllarca kaptanlık yapıp ardından da yalnız başına yaşarken neredeyse kimseye hesap vermemişken bu durumda bu hissi hissetmek gerçekten sinir bozucuydu. Ancak Lluvia yakınlardayken ne zaman kendisi gibi davranmıştı ki? Daha doğrusu o kendine has başına buyrukluğuyla davranabilmişti. Şimdi ise yine onun karşısındaydı ve yıllar geçmesine rağmen değişen bir şey yoktu. Belki de o herkesin bahsettiği yılları değiştiremediği hislerdendi onun hissettiği de.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Lluvia C. Ruka Dolores
Vaizard
Vaizard


Mesaj Sayısı : 92
Kayıt tarihi : 24/02/10

MesajKonu: Geri: Karışıklık   Salı Mart 16, 2010 8:24 pm

Lluvia ona bakarken anılarını yerine oturmaya başlıyordu. Ah tabi onu nasıl hatırlamazdı. Zanpakutou dan dolayı değildi bu , ondaki kendisine farklı gelen şeydendi. Adını tanımlayamıyordu ama nedense onu ... Nasıl tarif edebilirdi ki ? Eskiye dair en düzgün anısında o mu vardı yani o uzun yıllarda tek düzgün anısı onunla mıydı ? Bir an kıkırdadı ve o sırada onun sorduğu soruya cevap veriyordu. Aslında cevap vermesini beklememişti ama cevap vermesine de garip bir şekilde sevinmişti.

"Belki de başardın ha" dedi ona anlamlı gözlerle bakarak. İçindeki garip sevinci gözlerine yansıtmayı başarmıştı. Ama bunu onun anlayacağından şüphe etmişti. Belki de anlamazdı ha ? Ama buna daha fazla kafa yormak istemiyordu. Tekrar unutmaktan korkuyordu. Eskiden hep düşünmeden hareket ederdi. Ne zamandır fazla düşünüp , anılarını unutur hale gelmişti ki ? Ne zamandır....

Ne zamandır , acısını beyninin saklamasına izin vermişti. Nasıl sevineceğini bile bilemez olmuştu. Nasıl davranmalıydı ki ? Anıları vardı , belli belirsiz. Ona yardımcı olabilirdi ama aynı şekilde davranamazdı. Yoksa davranabilir miydi ?

İçgüdüler ? Onlar yardımcı olabilirdi. Belki... Fakat bir içgüdü hele Lluvia nın içindeki o içgüdü iyi değildi. Kimsenin görmemesi , hissetmemesi gerekn türdendi. Herkesten neden kaçtığını hatırlamıştı... Yüzüne düşen hüzünü farketseydi Sora ya bakmayı kesebilirdi. Fakat nasıl farkında olabilirdi ki ona bakarken ? "Keşke eskisi gibi olsa" diye mırıldandı. Bunu çok sessiz söylemişti. Duyup duymadığını bilmiyordu ama bunuda pek umursamıyordu aslında.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://visualkeifantr.netboarder.com/forum.htm
Ishikawa Ageha
Quinto Espada
Quinto Espada
avatar

Mesaj Sayısı : 98
Kayıt tarihi : 21/02/10
Nerden : Kripton *-* Yeniden kuracağız!

MesajKonu: Geri: Karışıklık   Salı Mart 16, 2010 11:05 pm

Önce kendin başlatıp sonra deli gibi ondan kaçmak? Hiç iyi bir profil çizmiyorum. Hiç! Dolunay sanki tenime değdiği her noktayı yakıyormuş gibi ondan saklanmaya çalışıyordum. Önce çocuğu -bizzat kendim bendeniz- soymaya başlamış, ardından da sanki asitmiş gibi kaçmıştım. Gerçekten, bir psikoloğa ihtiyacım olabilir. Ah, ne zamandan beri iç sesimin sesi -evet, onun da bir sesi var- böyle neşeli ve enerjik çıkmaya başladı? Ayrıca, ne zamandan beri ben kendi kendime konuşuyorum? Cidden, biri bana psikolog önersin... Vücudumu basan Akira-kun hasreti'ne rağmen -evet, öyle bir hasret var- cesaretimi toplayıp geri dönmeyi beceremediğim için nereye gittiğimi dahi bilmeden yürümeye -daha doğrusu koşar adımlarla uzaklaşmaya- devam ettim. Gargantanın o tanıdık gökyüzünü yaran sesini duyup da olduğum yere mıhlanana dek uzaklaştım, uzaklaştım. Bu Aya'ydı. Tamam, kendisi ortalarda yoktu ama oydu. Cidden, Aya nerdeydi?

Hiç düşünmeden gargantaya adımımı atmış, yarı koşar yarı yürür hâlde yaşayan böceklerin dünyasına ulaşmıştım. Şaka -evet, 'şaka'- ile karışık bir sesle Aya'ya seslendim. “Bir işi de düzgün yapamayacak mısın, Aya-chan?” Dünyaya adımımı atmamla tek kaşımı kaldırıp Aya'ya -yahut onun pürüzsüz boynuna kim bilir kaç türdeşimin kanıyla yıkanmış iğrenç katanasını yaslayan adama- bakmam bir olmuştu. 'Vops! Dostum! Hayırdır?' edasında takındığım ifadem ile, ortama süper-hiper-mükemmel-ötesi uyum(?) sağlıyordum. Gerçekten... Zira uyumsuzluklarla dolu bir ortama bir uyumsuzdan başka ne uyum sağlayabilirdi ki? Ah, cidden... Yürüyen balinalar aşkına, bir psikolog...


ağutumsu: karakterim yürüyen balinalara falan tapmıyor. zira öyle bir şeyde yok -.-' buradan da ne anlıyoruz? karakterim bir ateist U.U he ama ben değilim, o ayrı mesele U.U
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Yuudai Daisuke
Vaizard
Vaizard
avatar

Mesaj Sayısı : 56
Kayıt tarihi : 07/03/10

MesajKonu: Geri: Karışıklık   Çarş. Mart 17, 2010 12:28 am

Artık giderek diğerlerinden uzaklaşıyorlardı. Umursamazca ve kendi dünyasını kurmuş gibi ilerliyordu Daisuke. Yanında bugüne kadar hissetmediği duyguları kendisine hissettirmiş olan bir arrancar, daha doğrusu bir Espada ile güvenli ve huzur dolu bir yolculuktu bu. İçinde ne bir korku vardı ne de bir şüphe. Aya'nın yavaş adımlarına eşlik etmek sanki bir danstı onun hiç. Dans etmekten ve izlemekten nefret ederdi ama şimdiki dansı reddedemeyeceği kadar sevmişti. Arkasında büyük bir tehlike olarak duran açık Garganta kapısını dahi umursamadan Aya'nın gözlerine bırakmıştı kendini çoktan. Hapsolduğu boş, beyaz ve artık sıcak olan gözlerine...

' Sen de buraya ait değilsin... '

Tek söylediği bu olmuştu. Aslında söylediğinde haksız da değildi. Ancak aslolan şeyi görmemesine bozulmamış da değildi Daisuke. O aslında buraya ait değildi. Burası ne onun evinin olduğu yer ne de kendisini kendi olarak hissettiği yerdi. Buraya hapsedilmişti o. Çıktığı o büyük ve karanlık zindandan çok daha büyük ve karanlık bir zindandaydı aslında. Aslında hep hapsolmuştu. Kendi ruhunda başka bir ruha, başka bir evrende başka bir karatktere...

Açık Garganta'dan hissettiği yüksek miktarda reiatsu Daisuke'nin dikkatini Aya'dan çekmesine neden olmuştu. Arkasını dönüp baktığında ise gelen bir arrancar daha olduğunu görmüştü. Fakat tıpkı Aya gibi çok fazla miktarda reiatsu'ya sahipti. Aya'nın Espada olduğunu öğrendikten sonra onun da bir Espada olduğunu anlamamak mümkün değildi. Zira Aya'ya söylediği kısa cümlede de onunla olan samimiyetini göstermişti bile. Bu gelen de kesinlikle bir Espada'ydı. Ancak bu durumun bir korku oluşturması gerekirken Daisuke Aya'dan aldığı adını koyamadığı şey ile en ufak bir korku hissetmiyordu. Bu Espada ise Daisuke'nin Aya'nın boğazına dayadığı Zanpaktou'sunu görünce yüz ifadesi bir anda değişmişti. Buna karşılık Daisuke Zanpaktou'sunu daha sert bir şekilde tutmuştu. Aya'nın içinde bulunduğu durumun onu rahatsız ettiği belliydi ama Daisuke'nin Aya'yı bırakma gibi bir niyeti yoktu. İçindeki düşmanlık duygusu tamamen kaybolmuştu ve onu bırakmama isteği kesinlikle "o his"ti. Şu an başka birini istemiyordu. Diğerleri çoktan gözden kaybolmak üzereydi. Tek istediği Aya ile kalmaktı. Hislerinin üstünde daha da yoğunlaşmak için bunun olması gerekiyordu.

Daisuke kafasını yavaşça eski konumuna getirmişti ve Aya'nın soğuk ancak Daisuke'ye sıcak gelen bedenini tutmuştu. Zanpaktou'sunu sıkı sıkıya kavramaya alışmış eli ilk kez bir cismi bu kadar sıcak tutuyordu. Aslında elini vücudunda kaydırmak istiyordu saten bir kumaştan kaydırır gibi. Ama bunu yapması tam bir zırvalık olurdu. Dayanılmaz isteği arttıkça düşünceleri de bu doğrultuda saçmalık ötesine doğru gidiyordu. Bir Vaizard ve Espada'nın sonu ne olabilirdi ki? Daisuke düşünceleri ile beraber ve Aya ile beraber buradan uzaklaşmak istiyordu. Tek istediği sadece onunla kalabilmekti..

"Aya... Devam edelim mi?"
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Aya Estella O'fieme
Nona Espada
Nona Espada
avatar

Mesaj Sayısı : 92
Kayıt tarihi : 21/02/10
Nerden : Kripton*-* Diriliş mode on desu v.v"

MesajKonu: Geri: Karışıklık   Çarş. Mart 17, 2010 1:58 am

Düşünmeden sarfettiği sözlerin aslında ne kadar ağır olabileceğinin sonradan farkına varmıştı Aya. Sonuçta vaizard'ların kaldıkları tek yer yaşayan dünyaydı, fakat orası da onlara ait değildi. Her iki tarafa da ait olmak ne kötü birşeydi! Farklı türlerin arasında kalan o ince çizgide, dünyada yaşamak... Fakat buna rağmen hem shinigamilere, hem de hollow'lara güvenemiyorlardı, yahut kendilerini kabul eden bir yurtları yoktu. İçi burkuluyordu Aya'nın bunları düşündükçe, hele ki söylediklerinden sonra... Fakat neden özelliklerini taşıdığı bir tür onları istemezdi ki? Yoksa vaizard'lar tarafsız mıydı? Hiç sanmıyordu, zira shinigamiler rahatlıkla eski akranlarını, taichou ve fuku-taichoularını, akrabalarını, dostlarını dahi gönül rahatlığıyla kovabiliyorlardı Seireiteri'den. Peki neden? Yaşamak için bedenini bir hollow ile paylaştığı için mi? Eğer o içlerindeki hollow'u bastıramayıp ölselerdi, onuruyla öldü diyebiliyor, fakat yaşama sıkı sıkı tutunup tüm bir ömrünü paylaşacağı hollowu zapdettiklerinde ise adları neredeyse haine çıkıyordu. Peki ya Arrancar'lar? Doğrusu onlarla da Vaizard'ların arası pek iyi sayılmazdı, bilmediği bir nedenden ötürü. Belki de geçmişlerindeki shinigamiliklerinden gelen bir dürtüydü tüm bunlar, kim bilir? Eğer bu şekilde doğsalardı, Arrancar'lar ile daha iyi olabilirler miydi? Sahi, diğer türdeşleri bu konuda onun gibi mi düşünürdü, emin değildi. Lakin ne kadar shinigamilerden iyi de olsalar, çıkarcı yanlarını ortaya koyup Vaizard'ları da kendi yanlarına çekip daha güçlü olabilirlerdi. Hala da ırkının bu tutumunu anlayabilmiş değildi hani... Belki Vaizard'lar hakkında en ufak bir görüşlerinden bihaber olmasaydı, aklından geçen binbir hınzırca planı ortaya dökerek en uygun olanını çekip çıkarabilirdi. Fakat her iki türün de diğerlerine karşı tutumunu, onun için zaman gösterecekti...

“Bir işi de düzgün yapamayacak mısın, Aya-chan?”

Az önce kaçmak üzere açtığı Garganta'dan çok tanıdık ve en çok kendininkine benzeyen bir reiatsu ile bir ürperti geçmişti vücudundan. Kimsenin onu anlamadığı Ölüler Diyarı'nda ulnan ender yoldaşlarından Ageha dışında başkası olamazdı o anda hissettiği. Alkollü yahut değil, oturup Aya'nın felsefelerini en azından istekliymiş gibi dinleyen nadir türdeşlerinden en kıymetlisi... O kadar shinigaminin yanında tanıdık bir reiatsu hissetmek Daisuke'nin ona verdiği rahatlık ve güven hissini ikiye katlıyordu... Fakat Ageha'nın bakışlarını, anca ona boğazına dayanan katanayı yeniden hatırlatabilmişti... İster istemez bakışlarını onun üzerinden söküp Daisuke'ye kenetlese de Ageha'nın soru soran gözleri onu süzerken altında ezildiğini hissedebiliyordu. Geri döndüğünde bunun üzerine diğerlerine nasıl bir yorum yapabilirdi diye merak ediyordu doğrusu. ' Bu kadar basit bir görevde bile hemen yakayı ele veriyor ve utanmadan bir de teslim oluyor. O adamın boğazına dayadığı katanayı, ben onun yerinde olsaydım kendime doğru çekerdim.. ' Ageha'dan böyle bir yorum beklemezdi, hele ki dinlemeden başkalarına bahsetmesini... Fakat bu durumdan en az Daisuke kadar rahatsız olduğu belliydi. Ageha neler olduğunu anlamak istercesine bir kendisine, bir Daisuke'ye bakarken onun da zampaktousunu iyice kavradığını sezinlemişti. Zira önceden daha rahat tuttuğu katanası, şimdi altında bir masa varmış gibi sabit duruyordu. Peki ya Aya? Normal reiatsusu dışında kılını bile kıpırdatmamıştı aslında. Belki de Ageha ondan bu şekilde bakıyordu, hiçbir şey yapmadığı için.

"Aya... Devam edelim mi?"

Üstünde hissettiği eliyle vücut ısısının değiştiğini sezmesi bir olmuştu. Sanki mezarında solan bedeninin soğukluğu bir şekilde Aya'ya ulaşıyor gibiydi. Aradaki tek fark, ruhunun toprak yerine kendini uzayın derinliklerinde kayboluyormuş gibi hissediyor olmasıydı. Elinden tüm vücuduna yayılan dalga dalga sıcaklık, güneşe orta yerinde duruyormuş gibi yakıyordu bedenini.. Bunun nedeni yüzyıllarca buzulların arasında kalmış gibi olan bedeninden dolayı mıydı, emin olamıyordu. Fakat ona dokunduğundan beri nasıl da üşüdüğünü farketmişti Aya. Sevginin sıcaklığına nice zamandır hasret kalan bedeni, hissettiğinin ötesinde bir somutlukla donuyordu sanki...

' Bekle, onu tanıyorum... Ageha? '
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Akira Katsurou
Séptimo Espada
Séptimo Espada
avatar

Mesaj Sayısı : 28
Kayıt tarihi : 21/02/10

MesajKonu: Geri: Karışıklık   Çarş. Mart 17, 2010 5:38 pm

Binbir tereddütle Ageha'nın peşinden gitmeye başlamıştı. Son anda onun bir gargantaya daldığını gördüğünde ise artık en küçük tereddütü kalmamıştı. Yapması gereken şey tam da buydu, peşinden gidip kendini affettirmeye çalışmak. Ne söyleyeceğini bilmiyordu ama yine de peşinden gitti. Onun güneşi Ageha'ydı ve kalbinin hasret kaldığı bu güneşten bir daha uzaklaşmayacaktı. Bir daha kalbini buz tutmayacaktı. Yine de Gargantanın karşı tarafında kaynağını bilmediği birçok reiatsu olduğunu hissediyordu. Bunlardan hangisinin Ageha olduğuysa kafasındaki bir soru işaretiydi sadece. Aklındaki onlarcasının yanında bu biraz daha önemliydi tabii ki. Ancak en az bunun kadar önemli olan şey ne söyleyeceğiydi. Ayrıca neyin nesiydi bunca reiatsunun kaynağı? Yoksa dünyada bir kavga mı başlamıştı? Başladıysa Ageha da karışmış mıydı? Onlarca sorunun beynini doldurduğunu hissediyordu. Dışarıya çıkarken olabilecek herşeye hazırdı.

"Bu karmaşa da ne? -bir süre susar ve etrafa bakınır- Bu arada... Ageha-chan bir dakika gelir misin?"

Dünyadaki gökyüzüne kaymıştı aklı yine... Yıldızlarla süslenmiş ve Hueco'dakinden daha güzel görünen bir ayı vardı. Neden bu kadar gökyüzüyle kafayı bozmuştu ki? Herhalde dünyadaki yaşamında da hayatı gökyüzünü izlemekle geçmişti. En küçük bir kırıntısını bile hatırlamadığı, lanetli olarak andığı o yılları ne kadar hatırlamata çalışsa da bir türlü aklına gelmiyorlardı. Belki de hatırlamya bile değmeyecek bir hayatı olmuştu ama merak içinde yaşamaktansa o hayatı hatırlamayı tercih ederdi. İnsanların gözünde nasıl biri olduğunu hep merak ediyordu. Daha önce de bunu araştırmaya çalışmıştı ama hiçbir şey bulamayınca kırılan umudu araştımayı bırakmasına neden olmuştu. Daldığı düşüncelerden sıyrılabildiğinde ise Ageha'nın sadece birkaç adım kadar uzakta olduğunu fark etti. Bunu fark ettikten sonraysa elinden geldiğince nazik davranmaya çalışarak onu kolundan tutup hafifçe çekti.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Yuudai Daisuke
Vaizard
Vaizard
avatar

Mesaj Sayısı : 56
Kayıt tarihi : 07/03/10

MesajKonu: Geri: Karışıklık   Perş. Mart 18, 2010 12:59 am

Aya gelen Espada'yı tanıdığını söylemişti ve sanki bu bir durma emriymiş gibi gelmişti Daisuke'ye. Ancak bu gelen Espada Aya için sıradan bir tanıdık değildi, çünkü onu gördüğünde gözleri parlamış ve vücudundaki ısı daha da artmıştı. Bu da gelen Espada'nın Aya için ne kadar değerli olduğunu gösteriyordu. Ancak Daisuke Aya'dan kopmak ya da başka biri tarafından rahatsız edilmek istemiyordu. Bir an önce işlerini bitirip ki bu da Aya'nın buraya geliş amacıydı Aya'nın görevini bitirmekti. Böylece artık daha rahat konuşabilecek, onun o boş, sıcak gözlerine doyasıya bakabilecekti belki. Bu ihtimal bile Daisuke'nin içindeki volkanın daha da alevlenip patlamasına neden oluyordu. İçindeki karşı koyamadığı ilk his hollowlaşması olmuştu ama büyük bir inançla bunun üstesinden gelebilmişti. Şimdiki ise onun kadar sancılı değildi belki ama çok daha fazla saplantılıydı. Kendi shinigami ruhundan vazgeçmek pahasına içindeki hollowu kontrol edebilmişti ama şimdi hem hollow ruhunu hem de shinigami ruhunu feda etse de bu histen vazgeçmek istemiyordu. Aya'yı başkası ile paylaşmış gibi olmak bile çıldırtıyordu adeta onu. Ne olursa olsun Aya sadece onunla kalmalıydı...

Bu sırada açık Gargata'dan bir Espada daha gelmişti fakat onun buradaki olaylardan çok ilgisi daha çok diğer gelen Espada'ylaydı. Bir Espada şu anda bir başkası tarafından öldürülebilecek olmasına rağmen sadece diğer Espada'yı kolundan tutup çekmişti. Açıkcası bu işine gelirdi. Şimdi ne gelen iki Espada ile uğraşmak istiyordu ne çalıların arasında kaybolan Sora ve Lluvia ile ne de varlıkları ve yoklukları bir olan iki shinigami ile... Tek uğraşmak istediği şey uzun zaman sonra Zanpaktou'su değildi. Artık onun güzelliğini bile düşünmüyordu şu dakikalarda... Tek düşüncesi Aya'ydı ve onun istemeden dokunduğu göğüs ve göbek deliği arasındaki boşluktu...

Hiçbir boşluk bu kadar sonsuz ve ızdırap dolu gelmemişti Daisuke'ye. Çünkü Aya'nın bir Espada olduğu gerçeği tekrar yüzüne çarpmıştı hızla esmeye başlayan rüzgarla. Onu ilk gördüğü andan sonra hiç bunu düşünmemişti. Güzelliği, sıcaklığı her şeyi unutturmuş gibiydi. Bu şeyler onu mutlu ediyordu ama onlar her ne kadar birbirlerine çok benzese de bir boşluk onların farkları olmuştu. Fakat Daisuke bu boşluğu doldurmak için kendi etinden, kemiklerinden, sinirlerinden kısacası her şeyinden vazgeçebilirdi. O bir Espada'ydı ama artık o Daisuke için çok daha fazlasıydı... Hem de çok daha fazlası...

Yeni gelen iki Espada kendi aralarında oyalanırken Daisuke artık Aya ile yalnız kalabilme içgüdüsünü harekete geçirme zamanının geldiğini anlamıştı. İki Espada kendi aralarında bir şeyler yaparken Daisuke Aya'nın boğazına dayadığı Zanpaktou'sunu indirmişti. Bunu ona yapamazdı daha fazla. O Zanpaktou'yu oraya dayamak, oraya dayanılmış olmasının verdiği acıdan çok daha fazlaydı. Daisuke son kez iki Espada'ya baktıktan sonra gözlerini Aya'nınkilere odaklamıştı. Olabildiğince dost canlısı hatta daha fazlasını vermek için hiç uğraşmadığı kadar uğraşıyordu. Aya'nın kendisine o şekilde bir kez daha bakması için gerekirse yıllarca onun gözlerine bakabilirdi. Yavaşça bir nefes aldıktan sonra ağzını aynı yavaşlıkla açmıştı.

"Aya... Daha fazla zaman kaybetmeyelim... Şu hollowları hallettikten sonra dilediğimiz kadar seninle konuşa... şey... herkesle istediğimiz kadar konuşabiliriz..."

Yüzündeki saçma ifade kesinlikle onu çok aptal gösteriyordu. Ama içinde bulunduğu durumda bu ifade takınabildiği en gerçekçi şeydi aslında. İlk kez birinin karşısında aslında son derece savunmasız ve son derece açık bir haldeydi. En azından Daisuke verebildiği her şeyi Aya'ya vererek onun sonsuz boşluk gibi duran deliğini kapatabilmeyi umuyordu. O deliği kapatıp yerine bambaşka şeyler koymak istiyordu sadece...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Haruno Yuki
Gotei 3 Taichou
Gotei 3 Taichou
avatar

Mesaj Sayısı : 40
Kayıt tarihi : 21/02/10

MesajKonu: Geri: Karışıklık   Perş. Mart 18, 2010 6:20 pm

''Vay canına! Demek burda parti varmış, he? Kiyo.'' dedim alaycı bir şekilde. Etrafta tam 2 vaizard, 3 arrancar ve birkaç hollow vardı. Bir tane de basit bir shinigami. Reiatsuları çok yüksek gözüküyordu. Kiyo için endişelendim bir an. Bu kadar reiatsuya dayanamaya bilirdi. ''Derin derin nefes al, tatlım.'' dedim ona gülerek. Eğer bayılırsa bana sorun çıkartabilirdi. Arkamda kalması için ona işaret ettim. Siyah saçlı erkek vaizard güzel bir av gibi duruyordu gözüme. Peki ya şu kırmızı saçlı arrancara ne demeli. Güzel bir eğlence çıkartılabilirdi burdan. Kainenin bunu kaçırması kötü oldu, yazık. ''Hey, bana bakın!'' diye bağırdım topluluğa. ''Ben Gotei 3 kaptanı Haruno Yuki. Eğer burdan sağ salim gitmek istiyorsanız kendinizi iyi hazırlayın.'' dedim alaycı bir şekilde ve reiatsumu arttırmaya başladım.

Out: böhhöhöö çok kısa çok iğrenç oldu. Kısa giriş olduğu için XD
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Lluvia C. Ruka Dolores
Vaizard
Vaizard


Mesaj Sayısı : 92
Kayıt tarihi : 24/02/10

MesajKonu: Geri: Karışıklık   Perş. Mart 18, 2010 7:00 pm

Lluvia olanları şaşkın şaşkın seyrediyordu. Bir şeyler yapmanın vakti gelmişti. Sinirleri artmaya başlamıştı. Merakı sönmüştü tamamen. Artık şu durumla kafa kafaya olmak istemiyordu. Daha ne kadar bekleyebilirdi ki. Yavaş yavaş tazelenen anılarıyla mı olmalıydı yoksa şu lanet olası ortama parmak mı atmalıydı ? Bir karar veremiyordu. O sırada kaptan reiatsusuna sahip olan shinigami yi gördü. "Bu ne kendine güven böyle" diye düşündü. Şimdi en son isteyeceği şey bir kaptan rütbesindeki kişi ile dövüşmekti. Ki bu olursa eğer...

"Herkes küçükte olsa büyükte olsa zarar görecek" dedi ve sinsice gülümsedi. Artık gizlenmekten sıkılmıştı ve araya girmesi gerektiğini hissetmişti. Soul Society deyken böyle durumlarda hep sessiz kalırdı ama artık orada değildi ve oraya tekrar dönebilir miydi ? Bilmiyordu. Oradan kendi isteğiyle , ayrılmıştı ve ayrıldığından başkaptana bizzat bildirmişti o zaman. Fakat orada , uzun zamandır nelerin döndüğünü bilmiyordu ve ... Ve birden soul society de tekrar bulunmayı istedi. Ama artık çok geçti ve bir amacı vardı. O amacına ulaşmadan asla durmamalıydı , asla mutlu olmamalıydı. Ama en azından öyle görünebilirdi. Ve bundan ne kadar rahatsızlık duysada bunu aşmaya karar verdi. Fakat ilk önce şu gergin ortamdan kurtulmalıydı. "Biraz hollow kesmek eğlenceli olabilir ha" diye söylendi ve ayağa kalktı. Sora' ya yan gözle baktıktan sonra çalılıkların arasından çıktı. "Yare yare ... burası ammada gergin bir ortam oldu. " dedi dalga geçerek. "Biraz hollow la eğlenmek fena olmaz değil mi ? Ya da birbirimizi mi kesmeliyiz ? " son kısmını tehlikeli bir şekilde söylemişti. Ve içindeki o kötü niyeti dışarı vurdu. Ne kadar farkında olmasa da o an içindeki kötü niyet hızla dışarı sızmaya devam ediyordu. "Fakat ... " diyerek ortaya doğru yürüdü.

"...bunun için fazla üşengeçim" diyerek sözünü tamamladı. Ardından Daisuke ile Aya nın yanından geçti ve biraz yürüdükten sonra durdu. "İyi eğlenceler" dedi ve hafifçe dönüp onlara baktı. "Ve bana da " dedi ve kuru kafalı bastonunu 2 defa yere vurdu. "Burada fazla reiatsu var. Biraz azaltmayı umuyorum" diyerek reiatsusunu saldı ve o salışla birlikte geri çekti. "Biraz hava olsun istedim" diye kıkırdayarak bir hızla koşmaya başladı. Koşarken kahkaha atıyordu. Son bir defa daha arkasına baktıktan sonra hızını daha da artırtı ve zanpakutousunu salarak önüne ilk çıkan hollow u kesti.

Rp Dışı :
Öhöm...! konudan fazla uzak kaldığımdan dolayı , buradan çıkayım dedim ^^'
Ve zaten konu fazla kalabalıklaştı. İyice karıştıda durum.
Hadi size iyi eğlenceler... hihi xD
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://visualkeifantr.netboarder.com/forum.htm
Aya Estella O'fieme
Nona Espada
Nona Espada
avatar

Mesaj Sayısı : 92
Kayıt tarihi : 21/02/10
Nerden : Kripton*-* Diriliş mode on desu v.v"

MesajKonu: Geri: Karışıklık   Perş. Mart 18, 2010 7:36 pm

Buradaki hayatını pek fazla hatırlamaması belki de daha iyiydi Aya için.. Neme lazım, zaten kırık dökük olan ruhunu tam ortasından hedef alan daha fazla olay, anı ve kaderini kaldıramayabilirdi. Güneş batalı henüz topu topu iki saat olmuş olsa bile, Aya'nın bedenine sanki yüzyıllardır ulaşamıyormuş gibiydi. Buna rağmen gecenin teninde kusursuz bir biçimde işlenmiş gibi duran az ve yer yer takım halindeki yıldızlar, avuç avuç yaldız dökmüş gibi üstlerinde parlarken kendi güneşini bulmuş gibi içi ısınıyordu bir süredir... Esen meltem sadece yüzlerini yalayıp geçerken ilerideki binalara yılların öcünü alıyormuş gibi çarpıyordu, önündeki tüm engelleri yıkmak istercesine.. Keşke Aya da yıkabilseydi önündeki dağları daha önceden. Ayın gölgede kalan kısmından birden çıkmış gibi olmazdı şimdi. Gerçi önüne ilk önce küçük bir tepe olarak çıkan engelleri yıkmak için hala geç değilmiş gibi bir his doldurmuştu içini. Ne deniyordu buna, umut mu? Umut her zaman en son kötülük değil miydi, işkenceyi uzatan? Öyleyse neden bu içine oluk oluk akan hissin sıcaklığına karşı koyamıyordu? Hem ne zamandır kaynağını bulmuştu ruhu bu duygunun? Aslında uzun uzun düşünmeye gerek yoktu, Daisuke'nin gözlerinin içine kendisine yıllar gibi gelen uzunca bir süre baktığından beri vücudunu kaplıyordu bu his...

Garganta'dan geçip yaşayan dünyaya gelen tek Ageha değildi, hemen ardından Akira-kun da gelmişti. Nedenini bilmemesine rağmen Ageha'nın hemen ardından gelip bu kadar güçlü reiatsuların olduğu bir yere sadece kısa bir tepki verip Ageha'yı çağırması ve onu kolundan tutmasındangeliş sebebinin o olduğunu anlamıştı.Hoş; anlamamak için ya kör, ya da sağır olmak gerekirdi. Aslında bir bakıma işine de gelmişti bu durum, kendisini farketmediği için.. Ageha'yla daha fazla vakit geçirdiği ve onu çok iyi tanıdığı için duyduğu güven ziyadesiyle fazla idi. Zaten Hueco Mundo'da ciddi anlamda güvenebildiği kaç kişi vardı ki? Aslında sadece HM'dekilere değil, hayatın kendisine de güvenmiyordu pek.. Oysa şimdi, Nihil yanının bir işi çıkmışta, yerini belli belirsiz bir heyecanla daha önce hiç tatmadığı bir duygu doldurmuş gibiydi...

"Aya... Daha fazla zaman kaybetmeyelim... Şu hollowları hallettikten sonra dilediğimiz kadar seninle konuşa... şey... herkesle istediğimiz kadar konuşabiliriz..."

Daisuke'nin boğazına dayalı duran katana halindeki zampaktou'sunu çektiğini, Aya ancak uzunca bir süredir derin derin düşüncelerinden onun sesiyle sıyrıldığında boğazında kendine ait olmayan soğukluğun kaybolduğunu hissettiğinde farketmişti. Son bir kez daha Ageha ve Akira-kun'a baktı, hala konuştuklarından emin olabilmek için.. Ve sonradan gelen shinigaminin alaycı sesini duyuverdi o anda...

''Hey, bana bakın! Ben Gotei 3 kaptanı Haruno Yuki. Eğer burdan sağ salim gitmek istiyorsanız kendinizi iyi hazırlayın.''

Bu da ne demekti şimdi? Buraya sadece lanet olası birkaç hollow yakalamaya gelmemiş miydi buraya? Ah, o an yanında bir megafon bulunması için neler vermezdi ki... Bugünü lanetli kılabilirdi, eğer Daisuke ile tanışmış olmasaydı.. İşte o anda reiatsusunu kaybettiğim garip kız çalıların ardından çıkıverip diğer shinigamiye dönerek birşeyler söylemişti sanki... İlk gelen shinigaminin nerede olduğuysa kesinlikle muammaydı... Daha fazla zaman kaybetmek istemiyordu, zira hollowlar şehri yakıp yıkmadan ulaşmalıydı onlara. Tekrar nefesini tutup Daisuke'ye bakarak başını 'peki' anlamında salladı. Neden bir 'tamam,' yahut 'olabilir,' gibi bir kelime çıkmamıştı ağzından? Belkide midesinin düğümlenmesinden dökülemiyordu dudaklarından sözcükler... Ardını dönüp daha bir iki adım atmaya ve Daisuke'nin yanında biraz daha yalnız kalmaya yeltenemeden yanından rüzgar gibi geçen sadist kızın zampaktousunu çekip 'geri götürmesi gereken' hollowların arasına dalmasını şaşkınlıkla izledi. Daha doğrusu zampaktousunu çekip birini kesene kadar, tamamıyle nutku tutulmuş gibiydi.. İster istemez eli katana halindeki resurreccion'una uzanırken, kızın ardından haykırıyordu...


' Dur! Onları geri götürmem gerek! '
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Ishikawa Ageha
Quinto Espada
Quinto Espada
avatar

Mesaj Sayısı : 98
Kayıt tarihi : 21/02/10
Nerden : Kripton *-* Yeniden kuracağız!

MesajKonu: Geri: Karışıklık   Cuma Mart 19, 2010 11:02 pm

Benim ona yönelttiğim bakışlarla katanasını daha da kavrayan vaizard her ne kadar sinirlerimi bozsa da, Aya'nın zerre kadar reiatsu salmaması durumun kontrol altında olduğunu gösteriyordu. Ardımdan geldiğini hissettiğim reiatsu tanıdıktı. Bana güven veriyordu yine. Nerede olsam tanırdım bu hissi. Akira-kun... Zamanı geri sarmak gibi bir şansım olsaydı, o çatının üstünde o soymaya çalışmak yerine sımsıkı sarılır, kokusunu içime çekerdim.

"Aya... Devam edelim mi?"
' Bekle, onu tanıyorum... Ageha? '


Gerçekten, burada her ne dönüyorsa bundan hoşlandığımı söyleyemem. Aya-chan ile neye devam edecekti ki? Ayrıca, neydi bu samimiyet? Tamam, tür takıntım yoktur, büyük ihtimalle Aya-chan'ın da yok, ancak o vaizard'ın olmadığı ne malum? Bu kadar çabuk güvenip de kendini onun katanasına emanet etmesi, yanlış geliyor. Elim yavaşça kılıcıma kayarken birisi kolumdan tutup beni çekmişti. Şaşkınlıkla baktığımda bu kişinin yüzümü -gerek yakışıklılığıyla, gerekse deminki rezaletim yüzünden- kızartmakta bir an bile gecikmeyen Akira-kun olduğunu gördüm. Uslu bir köpek gibi gık bile çıkarmadan onun yanına gitmiştim. Her ne kadar gözüm Akira-kun'da olsa da zihnimi Aya-chan'dan alamıyordum.

"Aya... Daha fazla zaman kaybetmeyelim... Şu hollowları hallettikten sonra dilediğimiz kadar seninle konuşa... şey... herkesle istediğimiz kadar konuşabiliriz..."

Bir saniye... Aya mı dedi? Aya-san bile değil! Sadece, Aya! Bu bile kanımın kaynamasına neden olurken, kılıcımı salmamak için zor tutuyordum kendimi. Benden önce de burada duran, beden ölçüleri kıyafetine sığmayan shinigami bozuntusu ise öne çıkıp, hepimize birden meydan okuyordu. Ah, onun evine gidip çocuğunu pışpışlaması gerekmez miydi? Zira, topuklu ayakkabılarla karnımızı deşebilmek gibi bir özelliği yoktur, sanırım. Çalılıkların arasından ortaya çıkan kız benim duyamadığım bir kaç şey geveledikten sonra zanpaktosunu çekmiş ve önüne çıkan ilk hollowu kesmişti. Pekala, bu hollowların burada ne işi var? Onları geri götürmesi gerekiyordu. Aya'nın...

' Dur! Onları geri götürmem gerek! '

Aya-chan'ın sesi kulaklarımda çınlarken ben de kolumu Akira-kun'un elinden çekip kılıcımı kınından çıkartmıştım. Aya-chan'a karşı yapılabilecek herhangi bir saldırı dahilinde ona destek çıkmalıydım. Gözlerimi saniyelik bir hareketle Akira-kun'a çevirdikten sonra tekrar Aya-chan'a dikerken beynimin sorumluluğunda olmayan şeyler söylüyordum.


"Akira-kun. Aptalca davranışım için özür dilerim. Gerçekten... Göründüğüm kadar gerizekalı değilimdir aslında. Ancak sanırım bunu sana ispat etmek için daha fazla uğraş vermeliyim. Sonuç olarak, beni affetmeni istiyorum. Söz, bir daha böyle bir şey yapmayacağım."
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Katsuragi Kiyo
Shinigami
Shinigami
avatar

Mesaj Sayısı : 13
Kayıt tarihi : 28/02/10

MesajKonu: Geri: Karışıklık   C.tesi Mart 20, 2010 12:54 pm

Ah, neden ta ilk başından bunu kabul etmiştim ki? Kendime ne kastım vardı? Büyük ihtimalle ölecektim. Başından beri bunu biliyordum. Ancak yanlış bir analiz yapmıştım. Beni kaptanım, yahut beni önüne atacağı bir hollow öldürmeyecekti. Reiatsu miktarları gitgide artan bu yabancılar öldürecekti. Benim için kılıçlarını çekmeye bile tenezzül etmeyeceklerdi, belli. Zira, sadece reiatsuları bile benim nefesimi kesiyordu. Hiçbir şey duyamıyordum. Sadece, beni deli eden bir çınlama. Ve bu çınlamayı sadece ben duyuyordum. Yuki-taichou bir şeyler diyordu. Nefes almakla ilgili... 'Deniyorum' diye bağırmak istedim. Ancak başaramadım. Sesim çıkmıyordu sanki. Etrafımdaki yoğun reiatsu sesimi bile bastırıyordu. Bir kaç adım geriye gittim. Konuşuyorlardı. Dudakları hareket ediyordu. Ancak ben onları duyamıyordum. Acınası bir haldeydim. Lanet olsun ki, bana saldırsalar, bırakın kendimi savunmayı zanpaktoumu bile çekemezdim! Tam bir ayak bağıydım Yuki-taichou için. Çok çalışıp, shikai'a ulaşmıştım. Ee, ne işime yarar ki daha kılıcımı çekemezken? İki elimle kulaklarımı kapattım. Eğer yeterince bastırırsam, bu sağır edici çınlama kesilecekti sanki. Ancak hayır, belki de kulağımdan kanlar akana dek sürecekti. Şimdi ise, bir kaç kişi daha gelmişti. Bu da yetmezmiş gibi, kaptanım da reiatsusunu deli gibi salıyordu.

"Taichou..."

Fısıltım ona ulaşmamıştı, belli. Ah, ben bile kendimi zor duymuştum ya! Bir kaç adım daha geriye sendeleyip dizlerimin üstüne çöktüm. Gözlerimi sımsıkı kapatmıştım. Beynim patlayacak gibiydi. Birazcık bile reiatsu salsam rahatlayacaktım belki. Ama herşey beni öylesine bastırıyordu ki. Kendi reiatsumu bile hissedemiyordum. Derin nefesler almaya çalışıyordum, oksijensiz bir ortamda gibi. Sanki beni uzaya hapsetmişler, simülatör yardımı ile dünyada görüntüsü veriyorlardı. Nefes alamıyor, konuşamıyor, etrafımdakileri de duyamıyordum. Gitgide uzaklaştığım vücudum uyuşuyordu. Bu kadar reiatsu bana çok fazla geliyordu. Reiatsum yüksekti belki ancak onu bile salamıyordum ki... Çığlıklar atmak istiyordum, zerre kadar bile olsa rahatlayabilmek için. İçten içe bayılmak istiyordum, bu acıyı daha fazla yaşamamak için. Ben bir yüz karasıydım. Eskiden de böyleydim, şimdi de böyleyim ve hep böyle kalacağım. Ne kadar çalışırsam çalışayım... Kılıcımı salabiliyor olmamın bir yardımı dokunmuyor bana. Herkes, normal bir ortamdaydı. Reiatsuları denkti birbirlerine. Birbirlerine göz dağı vermek için artırıyor, diğerlerini de teşfik ediyorlardı. Ve tüm bunlar, domino taşları gibi ilerlerken asıl acıyı sürekli ben çekiyordum. Her reiatsu dalgası, beni sarıyor ve ulaşılamaz kayalara vuruyordu.

Duruma alışmış olmak isterdim. Ancak sürekli artan reiatsu miktarlarıyla bu hiç de mümkün görünmüyordu. Ayağa kalkma çalışmam, dizlerimin titreyip de tekrar düşmem ile son bulmuştu. Çok fazlaydı... Başım dönüyordu. Kaldıramıyordum onca reiatsuyu. En ufak bir reiatsu akıntısı, sanki bir kılıca dönüşüyor, bana saplanıyordu. Kansız bir ölüm bahşediyorlardı sanki. Ancak ölemiyordum bile. Bu acıdan kurtulamıyordum. Ağlamak? Hayır, bunu asla yapamam. Bir bebek gibi ağlamayı bırakalı çok oldu. Zira, ağlamak bana hiç öğretilmedi. Ne kadar canım acırsa acısın, asla ağlamadım. Şimdi de ağlayamam. İsteyeyim, yahut istemeyim, bu imkansız. Güçlü durmam gerekir belki de. Ancak yapamıyorum. Çelimsiz bir kızım işte. Tek işlevim kaçmak. Shikai'm ise buna elverişli gibi. Yakın dövüşte olduğu gibi uzaktan da atışlar yapabiliyor. Ancak, işlevi ne olursa olsun, şu durumda bir işe yaramayacağı belli. Ayağa bile kalkamıyorum, lanet olsun! Öleceğim. Gerçekten, öleceğim.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Jushiro Kaine
Gotei 3 Fuku-Taichou
Gotei 3 Fuku-Taichou
avatar

Mesaj Sayısı : 29
Kayıt tarihi : 23/02/10

MesajKonu: Geri: Karışıklık   C.tesi Mart 20, 2010 1:12 pm

Ne kadar da çok reiatsu vardı burada böyle. Dalga dalga yayılan onlarca reiatsu içinde kendimi kaybetmemiş olmam büyük bir mucizeydi doğrusu. Gördüğüm kadarıyla birkaç espada, birazcık vaizard ve de birkaç tane de shinigami. Resmen toplu bir parti gibiydi burası. Herkes sözleşmiş gibi aynı anda ortaya çıkmıştı. Ve tüm heybetleriyle meydan okurcasına ayakta duran onca varlığa rağmen bir tanesi zayıf. Gözlerim tanıyor onu. Bu benim bölüğüme bağlı Katsuragi Kiyo. Ne işi var ki sanki burada? Ondan oldukça yüksek seviyede bu kadar varlığın arasında dayanabilecek mi?

''Bensiz parti ha Yuki-taicho? Bunu sizinle daha sonra konuşacağım. Ama önce yanınızda getirdiğiniz küçük Kiyo'nun sağlığıyla ilgilenmeliyim. Birileri diğer shinigamileri de düşünmek zorunda değil mi?''

Yanına gidip bir elimle onu omzuma kaldırdıktan sonra hızla uzak bir yere taşıdım. Saldığım reiatsu miktarı oradakilere kendimi farkettirmeye yetmiş olmalıydı. Ancak şu an için herhangi bir tehlike gözükmüyordu. Kiyo'nun durumu daha kötüydü ve benim görevlerimden biri de bölüğümdeki shinigamilerin hayatlarını zor durumlarda kurtarmaktı. Bir elimi alnına koyarken yavaşça kendine gelmesini beklemeye başladım. En azından hala nefes alıyor gözüküyordu. Onu sarsmadan duyabileceği bir tonda konuşmaya başladım.

''Kiyo, eğer beni duyuyorsan hala kendinde olduğuna dair bir şey yap. Senin yüzünden başımın belaya girmesini istemiyorum. Gerçi suç sende değil, seni buraya getiren o kaptanda. Hele bir dönelim, ben ona bunun hesabını soracağım.''
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Katsuragi Kiyo
Shinigami
Shinigami
avatar

Mesaj Sayısı : 13
Kayıt tarihi : 28/02/10

MesajKonu: Geri: Karışıklık   C.tesi Mart 20, 2010 1:30 pm

Biraz reiatsu daha... Beni öldürmeye mi ant içmişti tüm evrenler? Bir shinigami... Reiatsusu tanıdık geliyordu. Bana güven veriyordu, onca reiatsu arasında. Etrafımı siyah beneklerle dolu bir camın ardından izliyordum sanki. Vücudum orada olmasına rağmen, ben değildim. Bambaşka bir dünyadan gelmiş gibi, dillerini anlayamıyordum neredeyse. O tanıdık reiatsunun bana yaklaştığını hissettim. Bana yardım mı ediyordu? Evet, sanırım... Güvenmekten başka çarem yok gibi görünüyor. Beni el yordamıyla ayağa kaldırıp, hızla başka bir yere götürmüştü. Biraz da olsa rahatlamıştım. Nefes alış-verişlerimin anında düzene girmesini beklemiyordum, ancak hâlâ suyun altındaymış gibi derin nefesler almayı bırakmalıydım. Etrafımdaki sesleri ayırt edebilir hâle gelmiştim. Başımı kaldırıp baktığımda, kızıl saçlarından hemen tanımıştım bana yardım eden kişiyi. Kandan daha kırmızı olan saçları, kim tanımaz ki?

''Kiyo, eğer beni duyuyorsan hâlâ kendinde olduğuna dair bir şey yap. Senin yüzünden başımın belaya girmesini istemiyorum. Gerçi suç sende değil, seni buraya getiren o kaptanda. Hele bir dönelim, ben ona bunun hesabını soracağım.''

Başımı aşağı yukarı sallayıp iyi olduğumu belli etmeye çalıştım. Konuşmaya korkuyordum, yine sesim çıkmazsa diye. Benim yüzümden başı belaya girebilirdi. Evet, haklıydı. Yine birilerinin başına bela oluyordum. Zararım sadece kendime olsa, gam yemezdim belki de. Ancak benim yüzümden, takımdakilerin zor durumda kalması... Affedilemez! En azından artık yardım almadan ayakta durabileceğimi hissettiğimde onun kolunu bıraktım. Yüzüme takındığım sahte gülümsemeyi, yılların tecrübesiyle mükemmel hâle getirdim. Bunun yalan bir ifade olduğunu anlamaması gerekiyordu. Tabii bu hâlimle becerebildiysem.

"İyiyim Kaine Fuku-Taichou. Teşekkür ederim. Başınıza dert olmak istemezdim. Sadece, reiatsular çok ağır benim için. Özür dilerim."

Ellerime defalarca titremeyi kesmelerini emretsem dahi durmuyorlardı. Kalbim ortama uyum sağlamaya çalışırcasına deli gibi atarken, onların da böyle titremesine şaşmamak gerek, hani. Beynimde o sağır edici çınlama son bulmuş, sadece psikolojik yankıları kalmıştı. Neyseki onu bastırabiliyordum. Alnıma koyduğu eli, en azından hâlâ umursanabilen biri olduğumu hissettirmişti. Ne mutlu bana... Takım 3'te bulunduğuma pişman değildim. Asla da olmayacaktım. Bana değer verdiklerini hissediyordum zaman zaman. Gereksizliğimi hiçe sayıyorlardı. Onlara binlerce kez teşekkür etmem gerekse dahî, elle tutulur bir neden bulamadığım için bunu es geçiyordum. Kötü bir kızım ben...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Yuudai Daisuke
Vaizard
Vaizard
avatar

Mesaj Sayısı : 56
Kayıt tarihi : 07/03/10

MesajKonu: Geri: Karışıklık   C.tesi Mart 20, 2010 4:46 pm

''Hey, bana bakın! Ben Gotei 3 kaptanı Haruno Yuki. Eğer burdan sağ salim gitmek istiyorsanız kendinizi iyi hazırlayın.''

Daisuke'nin gözleri şimdi isteksiz bir şekilde -Aya'dan gözlerini almak onun için çok zahmetli bir işti- bunu söyleyen kadına baktı. Onu tanıyıp tanımadığını kendisi de bilmiyordu ama tek hissettiği şey etrafa saçtığı reiatsu'nun ve sözlerinin rahatsız edici oluşuydu. Arkasına saklanan korkak bir kız ve onlardan sonra gelmiş olan bir başka shinigami de bu kadına daha doğrusu Gotei 3 kaptanına eşlik ediyordu. Burası haddinden fazla kalabalıklaşmıştı ve bunun önüne de geçilemiyordu malesef. Her geçen dakika sanki birileri daha Aya ile arasına girmek istiyor gibiydi. Oysa o sadece Aya'ya bakmak, onun gözlerinde kaybolmak ve bir daha hiç oradan çıkmamak istiyordu. Buna rağmen etraftaki yüksek reiatsu miktar ve kişi sayısı buna bir türlü el vermiyordu. Daisuke hayatında ilk kez yaşamak istediği bir şeyi de ona yaşatmadıkları için başta shinigamilere ve ardından diğer herkese lanetler savuruyordu.

Bu sırada Gotei 3 Kaptanı Haruno Yuki hızla Aya ve Daisuke'nin yanından geçip hollowların arasına dalmıştı. Onları öldürmesi aslıdna Daisuke'nin hoşuna gitmişti çünkü Aya'ya rağmen bunu yapacak olmak ona ihanet etmek gibi geliyordu. Bu durumdan memnundu Daisuke ancak Aya'nın elini katanasına uzattığını görünce sakin bir şekilde elini elinin üstüne koymuştu. O an hissettiği ürperti tarifsizdi.Soğuk teninin altındaki sıcaklığı hissetmek paha biçilemez bir histi şu anda. Elinin ilelebet orada kalmasını istiyor, zamanın o anda durmasını temenni ediyordu içinde sürekli. Bu ne tarifsiz bir duyguydu böyle. Hiçbir zaman dokunduğu bir ten böylesine kendine çekmemiş, böylesine ürkütmemişti Daisukeyi.

Artık sürekli kalabalıklaşan burada duramazdı Daisuke. Neresi olursa olsun ama Aya ile olmak istiyordu. Bunun için de bu dünyanın ne kadar elverişsiz bir yer olduğunu gördü. Hem insanlar hem de shinigamiler Daisuke'nin midesini bulandırıyordu. Bu yüzden buradan gitmelilerdi. Sessiz, sakin ve huzurlu bir yere... Hueco Mundo'ya...

Daisuke Aya'nın şaşkınlığından faydalanmaya karar vermişti. Yuki hollowlarla mücadele ederken Daisuke az önce elinin üstüne koydu elini Aya'nın beline dolamıştı ve kendisini hala açık duran Garganta'dan içeriye atmıştı. Yanında Aya vardı ve ne arkasına bakıyordu şimdi ne de gideceği yere... Tek baktığı yer üzgün bir ifade ile Aya'nın gözlerinin en derin yeriydi. En sıcak, en soğuk, en heybetli, en ürkütücü, en karanlık, en aydınlık... En aşık olduğu yere...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Karışıklık   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Karışıklık
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
2 sayfadaki 3 sayfasıSayfaya git : Önceki  1, 2, 3  Sonraki
 Similar topics
-
» Yazıcı kartuşu sorunlarını gidermek için
» Garip benzerlik, karışan kafalar

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bleach Rpg :: Dünya :: Karakura Şehri-
Buraya geçin: