Bleach Rpg

Bleach'e Hazır Mısınız?
 
AnasayfaTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Karışıklık

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Sayfaya git : 1, 2, 3  Sonraki
YazarMesaj
Lluvia C. Ruka Dolores
Vaizard
Vaizard


Mesaj Sayısı : 92
Kayıt tarihi : 24/02/10

MesajKonu: Karışıklık   Cuma Mart 12, 2010 10:04 pm

Rüzgâr kulaklarında uğulduyor, sanki ona bir şeyler söylemeye çalışıyordu. Oyun oynamak istercesine , saçlarını atmosferin içinde üflüyordu. Rüzgâr sanki müzikti , beden ise kendi saçları. Aslında saçları bedenine bağlıydı. Buda bedeninin dans ettiğinin kanıtı olamaz mıydı ? Belki... Belki de olamazdı. Ama şuan farklı bir seçenek yoktu. Aslında içinden hiç bir şey yapmak gelmiyordu.

Acı dolu derin bir nefes alıp verdi. Acı doluydu evet. Bu sıkıntının acısıydı. Sessizce hiç bir şey yapmadan beklemek sıkıcıydı. En azından onu sıkıyordu. Bir şeyler düşünmeye çalışıyor ama bunu yaptıkça beyni sanki ona meydan okurcasına kendini kapatıyor ve içindeki hücrelerini harekete geçirtip , Lluvia'nın başının yumuşak bir şekilde sancımasına neden oluyordu. Sinir olduğunu hissetmeye başlamıştı. Hiç bir şey düşünmediğini söylüyor ama bir yandan da rüzgârı , atmosferi , müziği , dansı , acıyı düşünüyordu. Ne kadar da yalancıydı ? Belki de beyni bu yalancılığına kızıyordu.

Bir ağacın önünde oturmuş kendisini düşünüyordu ve bu onu gerçekten kızdırmıştı. Böyle yapmaması gerektiğini söylüyordu kalbi , beyni ise hiç bir şey düşünmemesini emrediyordu. Tıpkı ....

Onları şimdi düşünmek istemiyordu. Keşke ikisiylede iyi anlaşabilseydi. Onları seviyor muydu ? Hm belki birini. Belki diğerini de....

Kafasını hızla sağa soğa sallayıp bu düşünceden uzaklaşmayı umdu. Fakat aklına bir defa girdimi çıkmıyordu. Ve o bunu hissediyordu. Her meydana çıkışında onun yüzüne vuruyordu bu hislerini. Fakat daha fazlasını yapamıyordu. Yapmıyordu.

Lluvia kafasını ağaca yasladı ve o anda başında keskin bir acı belirdi. Hızla yaslamış olsa gerekti. O anda bir takım sesler duydu. Ağaçtan destek alarak kalktı ve yavaşça kısa boylu çalılıkların arasına daldı. Bir aile vardı. Anne,baba ve 3 çocuk. 5 Kişilik bir aile. Anne yere serdiği çarşafın üzerinde oturuyor -evet çarşaf- küçük kızı omzuna almış , iki erkek çocuktan kaçan babayı seyrediyor ve gülümsüyordu. Lluvia kendinde olmadan bu duruma güldü ve ardından durumun farkına varıp ani bir hareketle ayağa kalktı. Ama kalktığı gibi geri eğildi. Çünkü kadının onu farketmesini istemiyordu. Onları gözetlediğini falan sanabilirlerdi.

Zaten onları gözetlemiyor muydu ?


RPdışı :
İsteyen gelsin yapsın rp ^.^ shinigami , vaizard , insan , farketmez ^.^
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://visualkeifantr.netboarder.com/forum.htm
Yuudai Daisuke
Vaizard
Vaizard
avatar

Mesaj Sayısı : 56
Kayıt tarihi : 07/03/10

MesajKonu: Geri: Karışıklık   C.tesi Mart 13, 2010 1:00 am

"Soğuk öyle değil mi? Bu kahrolası yer, bu kahrolası insanlar hepsi birbirinden soğuk? Peki ya ben? Ben de onlar gibi soğuk muyum acaba? Beni farketmemelerinden nasıl anlayabilirim ki bunu? Burası gerçekten...çok soğuk!"

Daisuke her zamanki gibi yolunda ilerliyordu. Bu şehirde gözlerini ilk defa açtıktan sonra sürekli aynı güzergahta yürüyor, insanların hareketlerini izliyordu. Hiç kimse ama hiç kimse onun farkında bile değildi. Elindeki Zanpaktou'sunu onları ortadan ikiye ayırmak için kullanmayı o kadar çok istiyordu ki... Onların onu umursamaz tavrı sinirlerini zonklatıyordu. Kasları geriliyor ve seyiriyordu. Tüm bu insanları birçok kez kurtarmıştı halbuki. Peki neden kimse ona görmüyordu?

Birçok kez gelmişti bu şehire Daisuke. Burada yaşayan huzurlu ve mutlu insanların ölmelerini engellemek için -hollowlara karşı bir ziyafet olmalarını engellemek daha doğru olsa gerek- ne kadar da uğraşmıştı. Kaç kere onlar için ölümle yüzyüze gelmişti. Peki ya şimdi? Kimsenin umrunda olmayan bir çöplüktü Daisuke. Buradaki hiç kimse onun her gün buradan geçtiğini görmeyecekti ve hiç kimse ona minnetini sunmayacaktı. Tıpkı Soul Society'de olduğu gibi...

Yürüyüşüne kısa adımlarla devam ediyordu. Geçen zamanla beraber kendisini geliştirmeyi başarmıştı ama paslanmaması da gerekiyordu. Genelde sessiz ve sakin olan kısa boylu çalılıklarda kendisi için gerekli olan antremanı yapıyordu Daisuke. Zaman zaman insanlar burada piknik yapıyor, evliler çocukları ile oyun oynuyor, genç çiftler ise aşklarının en şehvetli anlarını burada geçirebiliyorlardı. Ancak çoğu kimse -genç çiftler hariç- bu kısa çalılıkların en uç noktalarına kadar gitmiyordu ve orası Daisuke'nin çalışma sahasıydı bir nevi. Ancak bugün burada çok daha farklı bir şey vardı. Daisuke'nin bu kokuşmuş yerde içine su serpmeyi başaran bir şey vardı bugün. Ona yaklaştıkça onu daha çok hissediyordu. Hislerini takip ettikçe de o kısa boylu çalılıkların oraya gidiyordu Daisuke.

Çalılıklara geldiği zaman Daisuke'nin hissettiği o şey daha da güçlendi. Sanki kendisini ona doğru çekiyordu. Daisuke kaybettiği oyuncağını bulma umudunu taşıyan bir çocuk gibi hisin oraya doğru ilerliyordu ve en sonunda karşısında duruyordu. Rüzgarda dağılan, daha çok dans eden pembe saçları ile hemen ilerisinde duran bir aileyi izliyordu. Daha doğrusu bu aileyi gözetliyordu. Bir an ayağa kalmıştı kadın ve sonra birden eğilivermişti. Daisuke ilk olarak başına bir şey gelmiş olacağını düşünse de ona dikkatle baktığında bunun bir gizlenme hareketi olduğunu anlamıştı. Şimdi Daisuke adım adım kadına yaklaşıyordu. Onun bu kadın gibi gizlenmeye ihtiyacı yoktu. Ne de olsa belki yıllardır kimse onu görememişti ve göremeyecekti de. Ama bu kadın...

Daisuke kadının yanına geldiğinde sesinin duyulmasından korkuyormuş gibi fısıldayarak konuşmaya başladı:

"Ne kadar güzel bir tablo değil mi? En iyi ressamın elinden çıkmış paha biçilemeyen bir tablo... Beni duyabildiğini, görebildiğini hissediyorum ve sen belki de yıllar sonra konuştuğum tek kişisin. Bu aileye gelince... Sık sık buraya gelirler ve ne yalan söyliyeyim, bu ailenin bir parçası olmayı çok isterdim. Ya da sadece bir ailemin olmasını..."

Daisuke kafasını öne eğmişti. Konuşmaya başladığından beri sadece aileye bakıyor, onların Daisuke'den uzak mutluluklarını izliyordu. Ancak yanındaki kadının da aynı özlemde olduğunu görüyor ve biliyor gibiydi...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Lluvia C. Ruka Dolores
Vaizard
Vaizard


Mesaj Sayısı : 92
Kayıt tarihi : 24/02/10

MesajKonu: Geri: Karışıklık   C.tesi Mart 13, 2010 1:26 am

Lluvia oradan gitmeye karar vermişti ki tam yanı başında birinin konuştuğunu farketti ve beyninin sanki yerinen fırlaması gibi bir ihtimali varmış gibi iki eliyle başını tuttu. Arkasına döndü ve o kişiye baktı. "Uf kahretsin ödümü patlattın." bir an tanıdık gelmişti. Ama dikkatle baktığında onu tanımadığını farketti. "Ah neyse afedersiniz ? " Afedersiniz nedense ağzından soru gibi çıkmıştı. Aslında niyeti soru sormak değildi. Bu kişi bir an ona garip geldi.

Biraz odaklandı ve ... "Tabi ya" diye düşündü. Bu bir shinigamiydi. "Galiba". Düşünüyordu , sesli söylemediği halde tek eliyle başını kaşıdı ve dönüp ailenin olduğu bölgeye baktı. "Galiba suç üstü yakalandım ha" diye kıkırdadı suç işlemiş küçük bir çocuk gibi. Bir an kulağına bir ses takıldı. Garip bir sesti ne olduğunu anlayamadığı garip bir ses. Düşündü. Düşündü... Fakat sanki hiç bir şey düşünmemiş gibi hissetmişti kendini o dakika da.

"Of ojii chan beni mahvedecek" diye söylenerek etrafında döndü. Komik davranıyordu. Kesinlikle öyle görünüyordu. Ama korkuyordu da. Hangi akıllı zanpaktousunu kaybederdi ki ? Ayrıca ters bir zanpaktou olduğundan işi zora benziyordu. "Herneyse" düşündü. Karşısındaki kişiye gülümsedi. "Acaba öyle dertli dertli ne düşünüyor ? " diye aklından geçirdi ve ailenin olduğu tarafa tekrar baktı. Kimse...

Kimse yoktu ... ?
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://visualkeifantr.netboarder.com/forum.htm
Yuudai Daisuke
Vaizard
Vaizard
avatar

Mesaj Sayısı : 56
Kayıt tarihi : 07/03/10

MesajKonu: Geri: Karışıklık   C.tesi Mart 13, 2010 1:47 am

Karşısında duran aileyi izliyordu Daisuke sessizce. Ancak bu sırada önündeki kadın korkuyla arkasını dönmüştü. Daisuke'nin yüzüne bakıyordu sanki onu tanıyormuş gibi ve Daisuke de bu bakışların içindeki o anlamı bulup yakalamıştı. Şimdi kendi kendine soruyordu Daisuke acaba bu kadını tanıyor muyum diye. Ama içinden herhangi bir yanıt bulamıyordu bu soruya. Kadın kendisine "afedersiniz?" demişti ve Daisuke o zaman bir kabalık yaptığının farkına varmıştı. Hafif yüzü kızarmıştı. "Şey...Umm...Ben..." şeklinde kekelemekten başka bir şey yapmıyordu Daisuke. Sanki aklı yerinden uçmuştu ve tekrar o şapşal yüzü ortaya çıkmıştı.

Kadın bu sırada garip davranışlar içersine girmişti. Önce bir şeyler düşünür gibi durmuştu ancak daha sonra büyük bir değişiklik ile çocuksu bir edaya bürünüvermişti. "Galiba suç üstü yakalandım ha" diye kıkırdarken Daisuke'de bu çocuksu tavıra karşılık şapşal bir şekilde "Evet sanırım" diyerek gülmeye başlamıştı. Ancak içindeki ses onun bu aptal hareketlerine bir mana veremiyordu. Yıllardan sonra biri ile konuşmanın getirisi olarak görüyordu bu saçma davranışları.

Daisuke ailenin gidişini izlerken kadının yine garip ve komik davranışlar içerisinde olduğunu görmüştü. Aynı zaman dilimi içerisinde iki hatta üç karakteri oynuyordu resmen. Bu şaşkınlık verici karakter dönüşümleri ailenin gittiğini farketmesi ile ilk baştaki şekline döndü. Hüzün...

Daisuke bir şeyler yapması gerektiğini düşünüyordu. Sanki konuşmayı unutmuş gibi aklından çeşitli cümleler geçiriyor ve hangisini kurmasını gerektiğini bilmiyordu. En sonunda bir cesaret ile konuşmayı başarmıştı nihayet:

"Az önceki şey...davranışım için özür dilerim. Adım Yuudai Daisuke. Ah, saklamama bir gerek görmüyorum sonuçta sen konuştuğum ilk kişisin. Ben bir Shinigami'yim. Sana detaylı bir şekilde ne olduğumdam bahsedip kafanı karıştırmak istemem ama senden bir ricam olacak. Haftada bir kez dahi olsa buraya gelebilir misin? Birisi ile konuşmak insanın kendi kılıcı ile konuşmaktan daha iyidir."

Daisuke yine o saçma gülümsemesi ile sırıtıyordu kadına. Şu an ne kadar itici bir tip olduğunu düşünüyordu. Hem ilk kez gördüğü birine ben shinigamiyim demenin mantığı ve ardından onu buraya tekrar davet etmenin saçmalığı neydi? Daisuke bunları düşündükçe yerin dibine geçiyordu sanki. Kadının yüzüne bakamadan öylece cevabını bekliyordu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Lluvia C. Ruka Dolores
Vaizard
Vaizard


Mesaj Sayısı : 92
Kayıt tarihi : 24/02/10

MesajKonu: Geri: Karışıklık   C.tesi Mart 13, 2010 2:02 am

Lluvia onu dikkatle izliyordu. O konuşurken bakışlarını hiç bir yere çevirmemişti. Kendisi konuşurken biri ona bakmadığında sinir krizi geçirecek gibi oluyordu. Bu durum biraz karışıktı elbette, kişinin dinlediği süre boyunca neyle ilgilendiği önemli değildi. Fakat bu Lluvia için geçerli bir neden değildi. Biri senle konuşursa ona bakmalısın , birisiyle konuşursan kendine baktırmalısın. "Ne kadar aptalca" diye düşündü ve kişi konuşmasını bitirdiğinde gülümsedi.

"Bende Lluvia Chihiro Ruka Dolores. Adım uzun hatırlayamazsın hepsini. Lluvia demen yeterli olur sanırım. Ya da istediğini de karışmıyorum. Memnun oldum Daisuke.Konuştuğun ilk kişi mi ? Yani hiç hayatında hiç birisi ile konuşmadın mı ?" konuştuğunu düşündü. Çünkü herkes birileri ile kesin konuşmuştur.Az konuşsada.

Cevabı beklemeden devam etti."Ben daima buraya gelirim. Rahatlamak için ve zanpakutou mu kaybetmem için mükemmel bir yer." duraksadı ve başını kaşıyarak "Tabi onu bulduğumda bana ne kadar kızgın olduğunu düşünmek bile istemiyorum. Ha bu arada dedin ya 'İnsanın kendi kılıcı ile konuşmaktan daha iyidir' diye , sana bir sır vereyim , aslına bakarsan benim zanpakutoumla konuşulmaz neyse ne işte" Ve sırıttı. Ne kaar neşeli göründüğünü merak etti. Sala gibi miydi ? Belki...

Onun yüzünü daha iyi görebilmek için hafifçe başını yana eğdi "Hey söylesene , neden ...." ne söleyebilirdi ki ? Ne söyleyecekti ? Kafası bir anda allak bullak olmuştu. Bu durumdan nefret ediyordu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://visualkeifantr.netboarder.com/forum.htm
Yuudai Daisuke
Vaizard
Vaizard
avatar

Mesaj Sayısı : 56
Kayıt tarihi : 07/03/10

MesajKonu: Geri: Karışıklık   C.tesi Mart 13, 2010 2:18 am

"Bende Lluvia Chihiro Ruka Dolores. Adım uzun hatırlayamazsın hepsini. Lluvia demen yeterli olur sanırım. Ya da istediğini de karışmıyorum. Memnun oldum Daisuke.Konuştuğun ilk kişi mi ? Yani hiç hayatında hiç birisi ile konuşmadın mı ?"

Adı gerçekten bir hayli uzundu. Bu kadar uzun bir ismi bu isme sahip olan birinin bile aklında tutması bir hayli zordu. Ancak shinigami olmasını söylediğinde hiçbir şaşırma veya ona benzer bir ifade görememişti. Bu durum kafasındaki soru işaretlerini arttırıyordu. Yoksa o da mı...?

Daisuke tam konuşmaya başlayacaktı ki Lluvia konuşmasına devam etti. Kendi Zanpaktou'sunu kaybeden bir shinigami ile karşı karşıya olduğunu bilseydi belki de bu kadınla hiç konuşmazdı. Çünkü Daisuke her zaman Zanpaktou'sunu düşünüyordu. Onun o güzel sesi ile sanki mest oluyordu. Lluvia tam konuşmasını bitirince bir kez daha bir şeyler söylemeye çalışmıştı ama birden duraksamıştı.

"Lluvia demek... Ben de memnum oldum.Zanpaktou'nun kaybetmiş olmana inanmak güç olsa da şu an sanırım sana inanmaktan başka çarem yok. Ayrıca bir shinigami ile konuştuğumu bilmek de ayrı bir güzellik. Konuşma işine gelince... Bir gün uyandığımda buradaydım. Hepsi bu... Ve burada kimse ile konuşamadım... Tabi Seireitei'de durum böyle değildi. Neden demiştin değil mi? Sürekli benim kendime sorduğum şey... Neden? Umarım birgün bu soruyu sormaktan bıkarız veya cevabı buluruz. Neyse...İstersen Zanpaktou'nun bulmana yardımcı olabilirim. Hem buradaki hayatıma da bir renk gelir. Buradaki insanlar tarafından görülememek çok sinir bozucu da..."

Daisuke'nin yüzü asılmıştı ancak yine de gülümsemesine karşı gelemiyordu. Yeni tanıdığı birine kendini bu kadar açmasına sinirlenmişti de. Sanki sürekli görüştüğü veya görüşeceği biriydi. Ancak onun bir shinigami olması sanki bir sihirli değnek ile dokunmuş gibi duygularını değiştirmişti Daisuke'nin. Şimdi Daisuke sadece Lluvia'nın süt liman gözlerine bakıyordu. O gözlerin ardında nelerin olduğunu istemese de çok merak ediyordu...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Lluvia C. Ruka Dolores
Vaizard
Vaizard


Mesaj Sayısı : 92
Kayıt tarihi : 24/02/10

MesajKonu: Geri: Karışıklık   C.tesi Mart 13, 2010 2:33 am

Lluvia onun her bir dediğini düşündü tarttı ve bitirdiğinde "Pekala" dedi. Sadece bunu demişti. Ne diyecekti ona biraz önce. Onu düşünmeye çalıştı ama aklına bir türlü gelmemişti. Ne kadar da zavallıca . Sesini duyduğunda donup kaldı. Ne zamandır onunla konuşmamıştı. Uzun zaman olmuştu. Aslında ne zamandır belaya bulaşmıyordu. Ve ne zaman zanpakutousunu kaybetse bir bela çıkageliyordu. Yoksa bu kişi bir bela mıydı ? Ona dikkatlice baktı ama öyle bir sezi belirmedi. Sorunlarınla başımı ağrıtıyorsun . Başka bir şey demeden susmuştu. Lluvia biraz bekledi ve bir şey daha deyip demeyeceğini merak etti. Ama onun huzursuzlandığını hissediyordu. Ojii chan yokken hep böyleydi. Hep gitmesini isterdi. Gittiğinde ise rahatsız olurdu. Ne kadar ironik ?


"
Hmm istersen yardım edebilirsin. Fakat çok uzakta olmasa gerek. Buralarda bir yerdedir. Uyuyakaldığımdan dolayı onu küçük ruhlar almış olabilir. Bir ruh dolanıyordu. Büyük ihtimalle onundur. Ah lanet olası kaç defa onu seireitei ye göndermeye çalıştım bilemezsin. İstemiyor. Şanslı. Başı hiç belaya girmedi." dedi huysuzca ve "Ya da ben bilmiyorum" diye düşündü. "Ojii chan nerdesin" diye içinden bir haykırış gönderdi. Onun konuşmasını bekliyordu ama beklemediği kişi konuştu. "Kesin yine depresyondadır" öyle dalgacıydı ki bazen gerçekten sinir bozucu olabiliyordu.

Bir an da Lluvia nın kafasına bir şey takıldı."Neden benimle konuşuyorsun" dedi fakat cevap almak için değildi bu soru. Zaten oda farketmiş olacak ki konuşmadı.

"Seni bir yerde görmüş gibiyim" diyerek az önce dibinde oturduğu , büyük yaşlı ama yaprakları dalları canlı canlı görünen ağacın kalın dalına çıkıp elini alnına yerleştirerek etrafına bakınmaya başladı.

O ruhu arıyordu. Öyle bulamayacağını biliyordu ama bazen aniden yanında belirebiliyordu. Ah şu ruhlar. Bir gün çıldırmasına neden olacaktı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://visualkeifantr.netboarder.com/forum.htm
Yuudai Daisuke
Vaizard
Vaizard
avatar

Mesaj Sayısı : 56
Kayıt tarihi : 07/03/10

MesajKonu: Geri: Karışıklık   C.tesi Mart 13, 2010 12:03 pm

Artık giderek sıkılmaya başlamıştı Daisuke. Kızın değişen psikolojisi ve tavırları sabredilebilecek sınırın bir hayli üstündeydi ve eğer eski Daisuke buralarda bir yerde olsaydı çoktan bu kadınla konuşmayı kesmiş, arkasını dönmüş gidiyor olurdu. Lluvia Daisuke'ye "Neden benimle konuşuyorsun." demişti ama bu bir sorudan uzak, bir sıkıntı cümlesi gibiydi. Ardındanda Daisuke'yi daha önce görmüş gibi olabileceğini söylemişti. Daisuke Lluvia'nın ağacın tepesinde bahsettiği o küçük ruhu aradığını anlamıştı ve büyük bir ihtimal şimdi konuşma sırası ondaydı.

"Gotei 5 Fukutaicho Yuudai Daisuke! Beni muhtemelen burada görmüş olabilirsin. Ama ben esas neden seninle konuştuğum konusuna geri dönmek istiyorum. Sen de hissettiğim, beni buraya getiren bir his bu, bir şeyler var. Senin normal bir shinigami olduğunu düşünmek şu an imkansız gibi. Seninle konuşuyorum çünkü beni tanıyor gibi olup da öldürmeye çalışmayan tek shinigamisin. Bu yüzden de..."

Daisuke konuşmasını kesmişti. Birden içinde patlayan o volkanı hissetmişti sanki. O lanet olası günden sonra içinde dinmek bilmeyen volkandı bu. Onu dizginleyebilmiş ve kontrol altına alabilmişti Daisuke ama bu onun zaman zaman harekete geçmesini engellemiyordu. Konuşmasına devam etmeliydi. Bir şeyler söylemeliydi şimdi Daisuke. Ağzını açtı ve temiz havayı ciğerlerine doldurdu. Bu rahatlamak için en iyi yoldu.

"Bak Lluvia... Seninle açık konuşacağım ve bu riske girmek için can atıyorum. Senin tavırların, konuşmaların beni deli edebilecek kadar sinirlendiriyor. Ama sen de farklı bir şey var. Bunu hissediyorum... Nasıl kendiminkini hissediyorsam seninkini de hissediyorum!"

Daisuke elini yüzünü üstüne koymuştu. Giderek o kemikimse maskesinin birleşmesini hissediyordu. Onun gücünü hissediyordu ve şimdi elini yüzünden çekmişti. Korkutucu hollow maskesinin ardından Lluvia'ya bakıyordu.

"İşte ben buyum Lluvia! Seireitei'den bu yüzden kaçtım. Şu an Zanpaktou'su olmayan bir shinigamiden de çekinecek değilim! Sende de bu tür bir şeyler hissetmiştim ama sanırım yanılmışım..."

Daisuke maskesini çıkarıp atmıştı. Aynı zamanda yavaş yavaş çalılıkların içerisine doğru yürümeye başlamıştı. Hayatındaki bir hayal kırıklığını sonuna kadar yaşıyordu.."Sen ve ben Getsumeihime... Biz yalnızız!"
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Lluvia C. Ruka Dolores
Vaizard
Vaizard


Mesaj Sayısı : 92
Kayıt tarihi : 24/02/10

MesajKonu: Geri: Karışıklık   C.tesi Mart 13, 2010 12:30 pm

Lluvia ilk cümlesini duyduğunda ona ciddi bir şekilde baktı. "Gotei 5 Fukutaichou ha " diye düşündü. Görmüştür belki , belki de görmemiştir. Hafızası karışık olan biri olarak onu hatırlayamaması doğaldı. Onu neden öldürmeye çalışacağına bir anlam veremiyordu. Evet Lluvia normal bir shinigami değildi. Oda onda farklı bir şeyler hissetmişti ama bu hissi şuan tartmak istemiyordu. Eğer tartarsa yine delireceğini biliyordu. Beyni ona tuzaklar kuruyor onu kapana kısıtıyordu. Hiç bir şey düşünmemesini sağlıyordu. Başına her defasında bir mızrak saplanıyordu sanki. Bu acıyı asla unutamazdı. "Çoğu kişi bu acıyı yaşasa dayanamazdı muhtemelen " diye düşünürdü her defasında.

Hala konuşmasının bitmediğini düşünmesinden dolayı bir süre orada bekledi. Kendisi ile açık bir şekilde konuşmak istediğini söylüyor ve ayrıca ondan hoşlanmadığını dile getiriyordu. "
Kim zaten beni sevdi ki" diye aklından geçirdi.

Hollow maskesini gördüğünde hala yüzündeki ciddi ifadeyle ona bakıyordu. "Bir Vaizard ha. Görmeyeli uzun zaman oldu" tam onun yanına gidecekti ki vücudu kas katı kesildi. Vücuduna baktı ama bir şey yoktu. Yine şizofren gibi davranıyordu. O giderken ağaçtan atladı ve koşarak onun arkasında durdu. Omzunu tam tutacaktı ama bunu yapmadı. "Seni sinir ettiğimin farkındayım. Bir kişi kendisine sinir oluyorsa başkalarınında farkına varır. Şu şey ,biraz önce yüzünde olan şey. Beni rahatsız etti biraz kabul edebilirim..." aslında rahatsız ettiği falan yoktu. "...Fakat korkma ha. Kimse yalnız değildir. Senin ruhuna bağlı olanlar olduğu sürece..." gergin gergin gülümsüyordu. Bir an ağlayacak gibi hissetti. Birilerinin üzgün olması onu da üzüyordu.

Onun arkasından bakarken onun ayaklarının dibine baktı. "Ojii chaan!!!!!!" diye bağırdı. Onu o kadar aramıştı halbuki. Etrafına bakındı ve o küçük ruhu aradı. Bir köşeden ona dil çıkartıyordu. Fakat Lluvia nın yüzüne bakındı yüzü soldu ve hemen kayboldu. Yüzündeki ifadeyi merak etti ve hızla Daisuke nin önüne geçti ve bir süre ona baktı. O sırada gözlerindeki yanmayı hissedince yerden zanpaktousunu aldı. "Sizi rahatsız ettiğimden dolayı özür dilerim... Yuudai Fukutaichou" onu hatırlamıştı. Evet hatırlamıştı. Belki de yakından görmek ona hatırlatmıştı. Fakat bir süre sonra o anıda beyninin tuzaklarından biri olacaktı. Anıları birer birer yokoluyordu. Yapmadığı bir şeyi yaptı sanıyordu. Bu durum gerçekten sinir bozucu hale geliyordu. Galiba bir gün , eğer yapabilirse , kendini yoketmeyi düşündü.

O sırada bir hollow varlığı hissetti ve aniden arkasını döndü. Nasıl önce hissedememişti ki ? Hollowlarla dalga geçmeye bayılırdı. Kendi kendine kızdı. Sonra elindeki zanpakutou ya baktı. "Ojii chan. Özür dilerim" onu kaybettiği için özür diliyordu. Sonra Daisuke ye baktı. Onun gözlerinde kendi hüzünlü yüzünü gördü. Nasıl olurda hüzünlenmişti anlayamadı. Ardından bir şey söylemeden hollow un olduğu kısıma koşmaya başladı. "Yaklaştığım herkes..." dedi ama devamını "mutsuz" diyerek düşündü.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://visualkeifantr.netboarder.com/forum.htm
Aya Estella O'fieme
Nona Espada
Nona Espada
avatar

Mesaj Sayısı : 92
Kayıt tarihi : 21/02/10
Nerden : Kripton*-* Diriliş mode on desu v.v"

MesajKonu: Geri: Karışıklık   C.tesi Mart 13, 2010 8:55 pm

Ayın istisnasız her gün bizlere tepeden bakması benim bile canımı sıkmıyor değildi hani. ' O kim ki? ' diye düşündürüyordu çoğu Espada'ya. Hoş, kendinden üstün şeyleri kabullenmeyip sonuna ölümüne kadar durmayan, anormal derecede cesur ve onurlu bir topluluğuz sonuçta. Lâkin bazen bu fazla gözü karalık kibirliğe de vurmuyor değil hani.. Kibir; kendini putlaştırmaya kadar gidebilen, kaynağını özgüven ve gururun oluşturduğu, en sevmediğim ve en gereksiz duyguların başlıcalarından bana göre. Gerçi, bana göre tüm duygular anlamını yitirmiş durumda nasılsa. Hiçbiri, hiçbiri önemlideğil benim için artık. Veyahut ben öyle düşünüyorum... Las Noches in kuru havasında sonsuzluğa yürürken çevreye buram buram yayılan sessizlik ve yalnızlık mıydı bunun nedeni? Hiç sanmıyordum.. Bunun sebebi, kalbimin kendinden başka yük taşıyamayacak kadar yıpranmış olmasıydı. Defalarca kırılan kalbimden beni hayatta tutmasından başka birşey isteyemezdim de zaten. Zira kırılan bir vazoyu eski haline getiremeyeceğiniz gibi, kalbimde tüm eski işlevlerini kaybetmişti artık. Hatta, biyolojik olarak bile taşıyamayacağım kadar harap olmuştu artık. Sadece hislerde yatan bir kalpti Espada'ların yürekleri, oysa ben duygularının hepsini yitirmiş bir Nihil'dim...


Kendi hiçliğimi de peşime takarak Garganta'dan geçip, dünyaya kaçan menosları yakalayarak ölmelerine mani olmak için Las Noches'ten ayrılırken yüzümdeki buruk gülümseme, karanlığın içinde yavaşça kayboluyordu. Zira dünyada, Las Noches'te olduğu gibi tek iyi bir anım olduğunu hatırlamıyorum, en azından kendimi bildim bileli.. Benliğimi parçalara ayıran hatıraları, elimde olsa silip atardım, biraz daha normal bir hayat için. Lakin artık ne olmayacak duaya amin diyor, ne de gerçekleşmeyecek hayaller için gözyaşı döküyordum. Sadece beni sarmalayan saydamlığa göz yumup kendimi ona adıyor, ruhumu özgür bırakıyordum. En azından bunu, benliğime borçluymuş gii hissetmekten alıkoyamıyordum kendimi... Ve dünyaya adım atacakken, bunu, sahip olduğum tek şeyi kaybedeceğim korkusu içimi ürpertiyordu. Zira hayat, bana hiç fiske vurmamış değildi hani.. Hatta ne fiskesi, beni öldüren, ruhumu ebedi acıya gömende onun oynadığı küçük entrikaların eseriydi bedenimde. Şimdi toprakla özdeşleşen on dokuz yaşındaki bedenim, yıllardır ruhumdan kopuk bir şekilde uyumasına rağmen, tüm soğukluğunu tek tek işliyordu her günüme, her dakikama....


Var olmayan korkularım ve endişem, tek gerçekliğimin, Nihilliğiimin ardında gizlenirken yüzyıllardır Espadalar dışında duyabildiğimi hissedebildiğim reiatsulara kulak kabartırken, bir heyecandır ki midemi, göğsümü sıkıştırıyordu. İçimden bir ses ' Git! ' diyordu. ' Sonunu düşünmeden, seni neyin beklediğini bilmeden var onların yanına, hayatını - belki de - dönüm noktasına... ' Ne zamandan beri içgüdülerimi yeniden dinlemeye başladığımı bilmiyordum, zira sadece mantıklı olabilmek için kullanırdım onları ara sıra, kötü gün dostu gibi görürdüm hep.. Şimdi ise beni, unsurların örüp işlediği sade, yeni benliğimdeki bir sütunu yıkmamı mı istiyorlardı, görev için yuvamdan ayrılmışken?... Yapamazdım, artık cehennem buz tutana ve hatta kahru belaya kadar yeniden kurduğum düzeni bozmayacak, yüzyıllardır aradığım benliğimi saydam bir boşluktai Nihil'de bulmuşken asla bırakmayacaktım!...

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Yuudai Daisuke
Vaizard
Vaizard
avatar

Mesaj Sayısı : 56
Kayıt tarihi : 07/03/10

MesajKonu: Geri: Karışıklık   C.tesi Mart 13, 2010 9:42 pm

İlk kez gerçek yüzünü bir başkasına göstermişti Daisuke ve bunun verdiği sıkıntı anlatılamaz bir düzeydeydi. Ancak Lluvia... Onda farklı bir şey vardı. Daisuke'yi ona çeken, sözcüklerle anlatılamayacak bir şeydi bu. Ve ne demişti, "Kimse yalnız değildir. Senin ruhuna bağlı olanlar olduğu sürece..." Acaba birileri var mıydı Daisuke'nin ruhuna bağlı olan? Zanpaktou'sundan başka neyi vardı ki şu anda? Uzun zamandır buradaydı Daisuke ama bu tamamen fiziksel bir kuram gibiydi. Aklı, mantığı ve en önemlisi Lluvia'nın bahsettiği ruhu kesinlikle bu dünyada hapsolmamıştı Daisuke gibi. Lluvia... Onda kesinlikle daha önce hissetmediği bir şeyler vardı...

Lluvia Daisuke'yi bir şekilde hatırlamayı başarmıştı ancak Daisuke bu kadının kim olduğu ile ilgili en ufak bir şey hatırlayamıyordu. Gerçi Dünya'ya geldikten sonra hatırladığı çok da bir şey yoktu ya... Lluvia'nın özür dilemesine bir anlam verememişti ama kafası ile onaylamıştı Daisuke. Ancak kendisine tekrardan "Fukutaichou" diye hitap edilmesi gözlerinde sakladığı hüznü arttıyordu sanki. Şu anki durumunda bulunmaktansa eski yerinde, eskisi gibi olmayı isterdi ama eskisi neydi ki tam olarak? Zihni giderek bulanıklaşıyordu. Geçmişe dair ne varsa yavaş yavaş flu olmaktan çıkıp sanki gerçek bir fotoğraf karesi gibi oluyordu. Kare kare yaşanan anlar, kare kare dostluklar... Şimdi burada, oradan çok uzakta ve asla geriye dönemeyecek olmanın verdiği ızdırap... Buna nasıl oluyor da dayanabiliyodu Daisuke? Hissettiklerini anlatmak bile acı verirken bunları yaşamak gerçekten ne kadar da acı verici bir durumdu. Ancak tüm bu hislere rağmen hala oraya geri döndüğü anı hayal etmek de ironinin en saçma olan cinsinden değil miydi?

Daisuke düşüncelerinden ayrılıp kendine geldiğinde Lluvia'nın koştuğunu gördü. Aynı zamanda içini sıkan bir his kaplamıştı vücudunu. Bir hollow'un dünyaya inişiydi bu! Ama sıradan bir hollow olamayacak kadar fazla reiatsu yayıyordu etrafa. "Bir Menos, hatta daha fazla..." diye düşündü Daisuke ve Lluvia'nın koşuşunu gördü bir kez daha. Buraya geldiğinden beri bir çok hollow'un reiatsusunun hissetmişti ama kılını bile kıpırdatmamıştı buradaki insanlar için. Onlar kendisini görmezden gelerek bunu hakediyorlardı. Bir kaç kez bir hollow'un bir insanı nasıl yuttuğunu dahi görmüştü. Fakat kendi reiatsusunun peşine düşen zavallı hollowlar da olmuştu ve şu anda hepsi tekrar onun için dönmeye can atıyorlardı. Ama şu anda durum farklıydı. Lluvia'yı böyle tehlikeli bir durum içine atmak istemiyordu nedense. Ona karşı hissettiği ve onda hissettiği şeyler bu durumu görmezden gelmesine engel oluyordu. Onu asla bu durumda tek başına bırakamazdı. Daisuke de hızla Lluvia'nın arkasından koşmaya başladı. Bir yandan da Lluvia'ya sesini duyurmaya çalışıyordu: "Heeey! Beni bekle!"
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Nakabayashi Sora
Shinigami
Shinigami
avatar

Mesaj Sayısı : 16
Kayıt tarihi : 02/03/10

MesajKonu: Geri: Karışıklık   C.tesi Mart 13, 2010 10:11 pm

Bunca güçlü reiatsunun aynı bölgede bulunması da ne anlama geliyordu böyle? Sanki Soul Society'deki kaptan seviyesindeki herkes Karakura'ya akın etmişti. Ancak bu olamazdı. Bu olmuş olsaydı insanları etkilememek için reiatsulerını bastırmazlar mıydı? Yıllardır yaşadığı bu şehirde ilk kez böyle bir yoğunluk hissediyordu. Ayrıca birşey daha vardı; Ne shinigami reiatsusu gibiydi bunlar ne de hollow... Belki bir kısmı Vaizard olabilirdi ama sonuncusu daha da farklı birşeydi. Ne olursa olsun göz atmakta fayda vardı. En azından kendi merakını geçirmiş olurdu. Birkaç gündür araştırmalarından başını kaldırmamıştı da. Her ne kadar o dönmeyi reddetsede SS'dekilerin ona hazırladığı bu mükemmel laboratuvarda zaman çabuk geçiyordu. Yine de çıkmıştı bile. Ne olduğunu kendi bile anlamadan koşar hatta zaman zaman shunpo kullanır halde buldu kendini. Uzun zamandır böyle bir hisse kapıldığını da hissetmiyordu. Aslında ne hissediyordu ki son zamanlarda? Hiçlikten ibaretti hisleri ama bu hiçlik değişiyor, heyecana bırakıyordu yerini. Heyecanı belki de yersizdi, pek bir olay olacak gibi değildi reiatsular, dalgalanmıyorlardı. Belki de bu fırtına önce sessizlikti ve şehrinzarar görmesini de engellemek ona düşecekti. Son zamanlarda sorumlu shinigami'nin pek de 'sorumlu' davranmadığını görüyordu nedense.

"Nesiniz siz böyle? Reiatsu jeneratörleri mi?"

Neden bunu söylediğini bile bilmiyordu ya da kime söylediğini bile. Yoksa biliyor muydu? Uzun zamandır yalnız kalmanın verdiği bu berbat çift kişilik duygusu onu kendi kendine açıklama yapar hale getirmişti. Belki de fazla araştıma yapıyordu. Sahi en son ne araştırıyordu ki? Neyi araştırdığını bile unutturmuştu bu heyecan. Belki de tam keşfini tamamlayacakken kalkmıştı başından ama artık geri de dönemezdi. Dönse bile bir yararı olmazdı ki... Sonuçta unutmuştu bütün bulduklarını. Zanpaktousunu kontrol etmek yeni aklına gelmişti ama neyse ki elini belindeki katanaya götürdüğünde yerinde olduğunu anladı. Zaten onu hiç yanından ayırmıyordu ki. Rahatlama hissi anlık olarak gelip yerini tekrar merak-heyecan karışımına bırakmıştı. Gerçekten kimdi bunlar?
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Aya Estella O'fieme
Nona Espada
Nona Espada
avatar

Mesaj Sayısı : 92
Kayıt tarihi : 21/02/10
Nerden : Kripton*-* Diriliş mode on desu v.v"

MesajKonu: Geri: Karışıklık   C.tesi Mart 13, 2010 10:53 pm

Reiatsu katsayısı giderek artarken içindeki o kıpır kıpır his, iyice doğrulmaya, hatta şaha kalkmaya başlıyordu adeta. Durmadan dürtükleyip duruyor, harekete geçmemi istiyordu. 'Kaç, yere in veya onlara doğru ilerle... Ama öyle orada asılıymış gibi durmaktan vazgeç!' Ne kadar çok kendime bunu tekrar edip dursam da, her kas hücrem ayrı ayrı dondurulmuş gibi, sadece kafamı çevirip reiatsu yoğunluğunun olduğu tarafa doğru omuz üstünden bakabiliyordum. Giderek vücuduma işleyen bu farklı hissi, Las Noches'in durgunluğuyla karşılaştırdığınızda, -hele birde zibilyon yıldır öyle bir yerden dışarı adımınızı atma gereği duymadıysanız- doğrulup avazınız çıktığı kadar bağırma isteği oluşturuyor içinizde. İşte, kaskatı kesilmiş vücudumu gerip sesim kısılana kadar çığlık atmak ve kendimi aşağıya, çimlerin üzerine bırakmak istiyordum. Ama nafile, görünüşe göre menos kaçkınlarının yanı sıra, bu reiatsu sahipleriyle de ilgilenmem gerekiyordu... Sonunda beni görebilecekleri bir seviyeye geldiklerini hissettiğim, içimde farklı bir rahatlama hissi uyandıran kişilere dönüp bakmadım bir kere bile, bakamadım. Elim sadece katanamın kabzasının ucunda beklerken, en ufak bir hareket, bir hamle bekliyordum. Oysa aldığım tek yanıt; iğneliyici, ve belki biraz alaylı bir tavırla ardımdan işittiğim bir haykırıştan ibaretti.


"Nesiniz siz böyle? Reiatsu jeneratörleri mi?"

O kadar reiatsu salıyor muyduk cidden? Hah, bunu ben mi soruyordum? Diğerlerinin reiatsusunu bir mil öteden alırken, onlarda benimkini hissedip buraya kadar gelmişlerdi. Ve şimdi başka biri daha... Yavaşça ardıma bakıp, sonra tamamen dönerek sesin sahibine kenetledim gözlerimi. Shinigami mi? Sanırım öyleydi. Anlamsız bir şekilde gözlerimi diğerlerine çevirdim. Bunların reiatsusu daha farklıydı, hafif tanıdıktı sanki... Ama diğer shinigaminin reiatsusunun özelliklerini de barındırıyordu içinde. Fakat öyle ya da böyle, kendi ırkının reiatsusunu andıran herkese güvenip kollarına atılacak değildim ya... Bekleyecektim. Küçük bir hamle, hiç farketmez, bir göz kırpmayı bile kaçırmak istemiyordum. Hayattan dersini almış bir kişilik, nona espada olarak başını dik tutup her zaman yaptığım gibi diğerlerini tanımadan veya direk kendisine hitap edilmeden çıt çıkarmayacaktım. Sadece dinleyip, yorumlayacak ve yine.. Bekleyecekti...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Lluvia C. Ruka Dolores
Vaizard
Vaizard


Mesaj Sayısı : 92
Kayıt tarihi : 24/02/10

MesajKonu: Geri: Karışıklık   C.tesi Mart 13, 2010 11:13 pm

Lluvia etraftaki reiatsulara yüzünü ekşiterek karşılık verdi. "Ne sinir bozucu." diyerek başını kaşıdı. Daisuke ye kısa bir bakış attıktan sonra orada dikilmekte olan kişiye baktı. "Acaba..." dedi ama sözünü bitirme gereği duymadı. Bir gariplik seziyordu. Ne olabilirdi ki ? Düşünmek bile istemiyordu. Aslında istese de düşünemezdi. Acıdan dolayı elbette. Beyni ona tuzaklar kuruyordu. İstediği bilgilere ulaşamıyor kendini paralamasına neden oluyordu. Bu durum fazlaydı artık. Sonsuza dek çığlık atmak istiyordu. Hiç durmadan koşmak ve koşarken çığlıklarının nefesinden sızan gücün almamasını istiyordu. Sessizlik istemiyordu ama. Sessizlik işe yaramaz berbat bir şeydi. Ve şuan sessizlik vardı. Havadaki rüzgârın sessizliği bile işi zorlaştırıyordu. O bile çığlık atmıyordu veya dans etmiyordu başta ki gibi.

Bu durumda neden bunları düşündüğüne anlam veremiyordu. Ve farkında olmadan bir şeyleri düşündüğünde beyninin sancımaya başlamamasına , ona tuzaklar kurmamasına akıl erdiremiyordu.

"Şey afedersin ?" sonunda konuşmuştu. Amacı onun kimliğini öğrenmekti. Tam bir soru daha soracakken bir ses duydu."Reiatsu jenaretörleri ha" diye mırıldandı ve gülümsedi.

Ardından hiç yapmaması gereken bir şey yaptı. Eline küçük bir taş alıp -evet küçük bir taş- orada dikilen kişiye fırlattı. Bu tür işlerde iyi bir nişancı değildi ve attığı taşın onun neresine geldiğini merak etti. Ve gergince başını kaşıdı. "Ammada kaşınıyorum ha" dedi ve dönüp Daisuke ye baktı. Fakat ne yaptığını anlayamayacak kadar kısa bir bakıştı bu. Kaşındığını düşünüyordu. Hem gerçek anlamda hemde mecazi anlamda. Ama gerçek anlamda , daha fazla kaşınıyordu sanki. Acaba birinden bit falan mı bulaşmıştı. Dönüp tekrar Daisuke ye baktı ve kıkırdamaya başladı. "Saçmalama Lluvia" kendi kendine söylenerek kıkırdadı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://visualkeifantr.netboarder.com/forum.htm
Yuudai Daisuke
Vaizard
Vaizard
avatar

Mesaj Sayısı : 56
Kayıt tarihi : 07/03/10

MesajKonu: Geri: Karışıklık   C.tesi Mart 13, 2010 11:39 pm

Daisuke Lluvia'nın arkasından koşarken reiatsuyu daha fazla hissetmeye başlamıştı. Ancak bu normal bir artış değildi ve öncekilerden farklıydı. Bu bir shinigami'nin reiatsusuydu. Öte yandan hissettiği hollow reiatsusu da bir hayli artış göstermişti. Lluvia sanki onu hiç duymamış gibi koşuyordu ve Daisuke başka bir şey söylemeden onun arkasından ilerliyordu. Elindeki Zanpaktou'sunu daha sıkı kavramıştı ve aklında düşünce adına çok bir şey kalmamıştı şu dakikalarda. Tek istediği şey nedenini bilmediği bir şekilde Lluvia'yı korma isteğiydi ve bunun için her şeyi yapabileceğini düşünüyordu.

Rüzgar giderek şiddetini arttırıyorken Daisuke ve Lluvia'nın ilerlemesi durmuştu. Açık söylemek gerekirse Daisuke bu manzara ile karşı karşıya kalacağına pek ihtimal vermiyordu. Menoslar beklerken karşısında birçok kez duyduğu arrancarlardan biri vardı. Sakince bekliyordu sadece. Belli ki o da kendisine doğru gelen reiatsuları iyi sezinlemişti ve bu şekilde hazır bir konumda bekliyordu. Ancak açık bir tehdit olmasına rağmen Lluvia sakin bir şekilde onun kim olduğunu sormuştu. Bunu sadece bu kadın yapabilirdi herhalde. Ancak ne cevap gelmişti ne de başka bir soru. Çünkü bu uzun bakışmalı ve kısa konuşmalı karşılaşma bir başka ses ile bölünmüştü..

"Nesiniz siz böyle? Reiatsu jeneratörleri mi?"

Bu gerçekten komikti işte... Bir arrancar, bir vaizard ki bu Daisuke'nin kendisiydi, bir shinigami ve vaizard olma ihtimali çok yüksek olan Lluvia varken oluşan reiatsu gerçekten de bir jeneratörü andırıyordu. Ama işin komik kısmı sadece bununla sınırlı kalmamıştı. Lluvia yerden bir taş almış ve onu arrancar'a doğru fırlatmıştı. Tam bir parodi gibiydi bu yaşananlar... Ardından Lluvia garip hareketlerine devam etmişti. İlk önce Daisuke kısa ve boş bir bakış atmış, daha sonra ise gözlerinden patlayan kahkahalarla bir kez daha bakmıştı. Daisuke bu bakışlardan bir anlam çıkarmaya çalışsa da boş bir çabanın hezimeti ile yüzleşmişti. Zaten bunları düşünmeye de vakti yoktu. Tek düşündüğü şey, elinde tuttuğu Zanpaktou'su ile Lluvia'ya bir zarar gelmesini engellemekti.

Sessizliği yarmanın bir vakti gelmişti artık. Bunu ya Zanpaktou'su ile yapacaktı ya da konuşması ile. Akla yatkın olanı ise her zamanki gibi konuşmaktı ve Daisuke shinigami'ye dönüp konuşmaya başladı.

"Hey Shinigami, bu arrancar için mi gönderildin? Eğer bildiğin bir şey varsa söyle ve daha sonra o rahat ve konforlu Seireitei'ye dön! Merkez 46'ya benim selamlarımı söylemeyi sakın unutma ama!"
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Nakabayashi Sora
Shinigami
Shinigami
avatar

Mesaj Sayısı : 16
Kayıt tarihi : 02/03/10

MesajKonu: Geri: Karışıklık   Paz Mart 14, 2010 12:00 am

Vaizard olduğuna emin olduğu bir kızın şu arrancar dediklerinden birine sanki etkilermiş gibi attığı taş yüzünden neredeyse gülecekti. Kimsenin birbirini tanıyormuş gibi bir görüntüsü de yoktu. Belki tanışıyorlardı ama dışarıdan pek de öyle görünmüyorlardı açıkçası. Gerçekten garip bir ekip vardı burada. Belki de Vaizard'lar artık Arrancar'larla işbirliği içindeydiler. Yine de birkaç saniye sonra duyduğu bağırışla pek de öyle olmadığını anladı. Adam onu halen SS'e bağlı bir shinigami sanmış olmalıydı ki Merkez 46'ya selam bile söylemişti. Peki ya kimdi bu kadar SS'i tanıyan bu tip. Adeta bir kaptan edasıyla konuşuyordu. Yine de eğer öyle bir geçmişi vardıysa Sora'nın onu hatırlaması gerekirdi. Aslında yüzü biraz da tanıdık geliyordu ama... Yıllar önce, kaptanlık yaptığı ve SS'den ayrılmak zorunda kaldığı zamanlardaki takımların kadrolarını teker teker hatırlamaya çalıştı. Bu yüz... Kaptan değildi ama ona çok yaklaşmıştı. Biraz daha çabayla sonunda onun adını da hatırlamayı başardı.

"Sanırım içine giren hollow yüzünden hafızanı kaybettin Daisuke-Fukutaichou. Yoksa senden birkaç gün önce SS'den kaçmak zorunda kalan eski dostun Sora'yı unuttun mu? Hani belki adımı duyunca hatırlarsın Sora-Taichou derdin ya."

Yıllar sonra nasıl bir rastlantıydı bu böyle? Kalbi belki de bu karşılaşmayı öncedn hissedip heyecanlanmıştı buraya gelirken. Geçmişten gelen bu yüz onu da o eski huzurlu zamanlara götürmüştü. Birkaç pisliğin yüzünden ona sırt çeviren SS'in gözündn düşmeden önceki zamanları. SAnki dün gibi gelmişti şimdi o zamanlardan bir yüz görünce. Kim bilirdi ki belki de geri dönmelerini isteyen bir güç vardı o zamanlara. Hem de ne güçtü bu böyle... Yıllar sonra bu iki eski dostu bir araya getirmişti. Ancak eskisi gibi olamazlardı belki de asla. Sonuçta onca anıyı sadece biri hatırladıktan sonra diğerinin hatırlamadığı anılara inanma ihtimali neydi ki? Belki de boşuna konuşmuştu ha? Eğer onu hatırlamayacaktıysa ısrar etmeyecekti Sora da. Yalnızca şansını denemek istemişti.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Lluvia C. Ruka Dolores
Vaizard
Vaizard


Mesaj Sayısı : 92
Kayıt tarihi : 24/02/10

MesajKonu: Geri: Karışıklık   Paz Mart 14, 2010 12:30 am

Lluvia saçlarını geri savurdu. Ve konuşmakta olan shinigami ye baktı. "Bak bak bak ... " başka bir şey demeden elindekini bir çalılığın arkasına fırlattı. "Galiba ileride oraya attığımı unutacağım" diye düşündü ve ilk konuşan shinigami ye ardında karşısında duran arrancar a baktı. Daisuke yede bakardı ama biraz arkasında kaldığından başını çevirip ona bakmak istemedi. Çünkü önce yaptığı baş çevirişi yüzünden boynu sancımaya başladı. "Aman ne güzel " diye mırıldandı ve "Birbirinizi tanır mısınız tanımaz mısınız bilmem. Ama seni hatırladığım söylenemez herneyse." dedi ama onun yüzünü merak ettiğinden eğilip yüzüne baktı. Ama hatırlayamamıştı. Yine başına bir sancı girdi ve "tch.. bunun olacağını biliyordum" diye söylendi ve huysuzca yerinde kıpırdandı.

Ardından arrancar a baktı "Hey sen oradaki. Biraz önce bir şey olmamış gibi davrandın. Burada...." lafını tamamlamadı. Bir an saçmaladığını düşündü ve kısaca "Sen kimsin be" deyiverdi. Evet biraz kabacaydı. Ama bu da onun doğasının bir parçasıydı.

"Doğan benim unutma!!!" artık alışmıştı. Arada bir onunla konuşuyordu ve Lluvia bazen sinir oluyordu. Şuan olduğu gibi. Fakat cevap vermeyince o da bir şey demiyordu. Acaba gerçekten o doğasımıydı ?
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://visualkeifantr.netboarder.com/forum.htm
Yuudai Daisuke
Vaizard
Vaizard
avatar

Mesaj Sayısı : 56
Kayıt tarihi : 07/03/10

MesajKonu: Geri: Karışıklık   Paz Mart 14, 2010 12:43 am

"Sanırım içine giren hollow yüzünden hafızanı kaybettin Daisuke-Fukutaichou. Yoksa senden birkaç gün önce SS'den kaçmak zorunda kalan eski dostun Sora'yı unuttun mu? Hani belki adımı duyunca hatırlarsın Sora-Taichou derdin ya."

Kafasında bir şeyler canlanıyordu ama o flu fotoğraf karelerinden başka bir şey değildi anıları. Belki kendisini biraz zorlasa hatırlayabilirdi onu ama şu an kafasını vermek istemiyordu bu tür şeylere. Hele ki bir shinigami'ye asla! Çünkü Daisuke onların ihanetine uğramış biriydi. Onların sürdüğü, zindana hapsettiği ve öldürmek istediği kişiydi Daisuke ve bu tür birine kafa yormak son derece gereksizdi. Ancak bu durum sinirlerini germiyor da değildi.

"Kim olduğun bir shinigami olduğun için umrumda değil ve seni ne hatırlıyorum ne de hatırlamak istiyorum! Kaptan olman da umrumda değil biliyor musun? Neyse... Buraya bunun için gelmedim, buraya Lluvia..."

Cümlenin sonunu getirmek doğru muydu acaba? Ya da bunu hissettiğini söylemek? Daisuke ne yapacağını bilmeyen salak bir adama dönmüştü sanki. Ama Lluvia'nın sesi kendine getirmişti onu. "Sen kimsin be!"

Daisuke tekrar orada öylece duran arrancar'a döndü. Artık konuşma sırası ondaydı. Neden burada olduğunu, amacını söylemeliydi? Sonuçta her ne kadar buraya dövüşmek için gelmese de Lluvia'ya bir şey olmaması için bu arrancarla dövüşebilirdi hiç çekinmeden. İlgilenmesi gereken tek şey karşısında boş boş duran arrancar'dı.

"Arrancar! Neden buradasın?"

Kesin, net ve tehdit içeren bir soru olmuştu bu. Gözlerine kararlılık yüklemiş, bedenini ise yaydan fırlamaya hazır bir ok gibi germişti Daisuke. Her şey arrancar'ın cevabına bağlıydı. Buradan çekip gitmek ya da onu öldürmek kendi elindeydi. Çekip gitmesi ise Daisuke'nin tercihiydi. Dövüşmek için iyi bir havada olmamıştı uzun zamandır. Hatta Seireitei'yi terk ettikten sonra sonra bu durumla hiç karşılaşmamıştı. İçinden milyon kez arrancarın geldiği yere dönmesi için dualar ederek kararlı duruşunu bozmadan arrancar'ın ağzından çıkacak cümleleri beklemeye başladı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Aya Estella O'fieme
Nona Espada
Nona Espada
avatar

Mesaj Sayısı : 92
Kayıt tarihi : 21/02/10
Nerden : Kripton*-* Diriliş mode on desu v.v"

MesajKonu: Geri: Karışıklık   Paz Mart 14, 2010 1:25 am

Durup sakince etrafında olup bitenleri izleyen Aya, etrafında dönüp biten dramaya karşı sessiz kalmayı yeğliyordu. Lakin Omzunun üzerinden sekip geçen taş, gözlerini kısarak bakmasına yetmişti etrafına. Gerçi taşı atan kişinin sağlam olup olmadığından emin değildi, kaşınıp duruyor ve sürekli birşeyler homurdanıp kahkaha atıyordu sonuçta. 'Muamma.. Kesinlikle muamma..' diye iç geçirdi. Haklıydı da, zira hemen önündeki tavernadan dolayı karşı cephede olduğundan kahkahayı patlatması gerekirdi, ama bu, Aya Estella O'fieme'nin belki de ölse dahi yapmayacağı şeylerden biriydi. Bunun yerine 'tsch..' sesi çıkarmakla yetindi. Parmaklarını katana halindeki resurreccionunun kabzasında gezdirip oynarken bakışların yeniden kendisine çevrildiğini farketmişti.

"Sen kimsin be!"

' Ben, şu anlık senin için zararsız bir düşmanım.. ' diye tanıtabilirdi kendini, ama bunu pat diye söyleyip onca işinin arasında birde burada vakit kaybedip yaranmaya niyeti de yoktu. Gidip kaçan menosları yakalaması ve olay çıkmadan bu işi bitirmesi gerekirken burada dikilmiş, panayırdaymış gibi çevresine bakınıyordu. Yanlıştı, yaptığı kesinlikle yanlıştı ama pat diye çekip gidecek değildi ya, zira kaçıyormuş gibi bir görüntü çizmiş olur ve kendisini güçsüz gösterirdi bu davranışı ona. Hem birşey yapmadıkça, onlarında kendisine saldıracak niyetleri yokmuş gibi gözüküyordu. O kabzasıyla oynayıp etrafına hiçlik dolu derin bakışlar atarken aynı sorunun daha tehditkar bir biçimi daha yönlendirilmişti ona, ve işler çığırından çıkacakmış gibi gözükmeye başlamıştı o anda..

"Arrancar! Neden buradasın?"

Neden mi buradayım? Ne zamandan beri yaptığı işler bu kadar mühim bir hal almıştı diğer kişiler için? Niçin kendi işlerine bakıp, onu kendi dertleriyle başbaşa bırakmıyorlardı? Şaşırarak tek kaşını kaldırdı Aya, bu beklenmedik sorular üzerine. Burada olay olacağa benziyordu, oysa bunca kişi çıkıp gelene kadar kendi anılarında boğulup, dahasonra menosları bularak evine, evi sayılan yere dönmeyi planlıyordu. Fakat bu gidişle, geldiği gibi gidemeyecekti...

" Sizi ilgilendirmiyor. Umurumda olmayan canları yiyip bitirmesinler diye ırkımın bizlerden daha ilkel varlıklarını götürmeye geldim. Yani birilerini kesip, ben-herkesten-üstünüm havalarına bürünmeye değil... "

Umursamazlığı aslında sitem dolu sözlerinin üstünü aynı kendi gibi. Onunla uğraşığta ne yapacakladı ki? O kendi derdiyle uğraşırken burada istedikleri gibi birbirilerini kesip biçebilirlerdi, doğrusu bu, hiç ama hiç umurumda değildi... Diğer yandan kindar biri olmamasına karşın bu düşman bile olsa takındığı saygılı davranışların aksine kendisinden jeneratör diye bahsedilmesi, veya kutuplardan getirilmiş ender bir hayvanat bahçesi hayvanı gibi üzerine taş atılması hoşuna gitmemişti. Değişik bir reiatsu salan kıza dönüp ifadesizce baktı yüzüne.


" El-göz koordinasyonun benim için yeterli değil. Kafamı isabet almana rağmen attığın taş omuzuma çarpıp geçiyor. Ayrıca burada birilerine sataşıp duran ben değilim, ne yazık ki sizlersiniz. Eğer kan çıkarmayı düşünüyorsanız, beni bu işin dışında tutmak mecburiyetindesiniz. Zira buraya oyun oynamaya değil, göreve geldim. Fakat böyle durup beş çayını bekleyecekseniz, benim için sorun yok. Ve ben bir jeneratör değilim.. "



Psikoloğuna içini döken bir hasta gibi rahatlamıştı Aya. Bilerek ismini ve rütbesini söylemiyor ve olacakları bekliyorken, kafasını hafifçe sola eğip anlamsızca bakmaya devam etti. Yüzünü yalayıp geçen rüzgar, herkesin olduğu gibi onunda uzun saçlarını dalgalandırmaya yetmişti. Garganta çoktan kapanmış olmasına rağmen, hala çıktığı yerde, yukarıda duruyordu. Shinigami ise biraz aşağısındaydı sanki. Neyse, umurunda değildi. Hiçbir şeyde olmadığı gibi.. Buradan giderken, iyi veya kötü, ismini öğreneceklerini düşünüyordu sadece...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Lluvia C. Ruka Dolores
Vaizard
Vaizard


Mesaj Sayısı : 92
Kayıt tarihi : 24/02/10

MesajKonu: Geri: Karışıklık   Paz Mart 14, 2010 2:19 am

Lluvia onun söylediklerini dinlemiyordu. Aslında dinlese dinlerdi ama ilk konuşmaya başladığında biraz durumdan rahatsız olmaya başlamıştı. Neden bela istiyordu ki ?
Onun kendisine bir şeyler dediğini farkettiğindeonu dinlemeye başladı. "Kafanı hedef almamıştım" dedi ifadesiz bir şekilde. Evet bir moron gibi bakıyordu. Ve aslında kafasını hedef almıştı.

"Görev miş .. tch... Görevler sadece oyundan başka bir şey değildir. " dedi dalgacı bir şekilde. Evet bir oyundu ama neden böyle dediğini bilmiyordu. Bir anda esivermişti işte. Garip bir şekilde sinirlenmeye başlamıştı. Bu durumu bir an anlayamadı. Vücudunun hücrelerine bulaşan öfke onu mahvediyordu. İçindeki hollow unun kendisini göstermek istediğini farketti. Ama bir şey tarafından engelleniyordu ve o herşeyi bütün gerçekliğiyle biliyordu. Herkes birşeyle biliyor ve Lluvia dan bu şeyler saklanıyordu. Bu bilgi beynine dolarken öfkesini kontrol etmeye çalıştı.

Neden birden bire öfkesi kontrol edilemez bir hal almıştı ki ? Bakışlarını ondan çekti. İlk önce havaya ardından tanışmadığı shinigami ye ve onun ardından da Daisuke ye baktı. Öfke gerçekten farklıydı ve bu duygu onu rahatsız ediyordu. Öfke demek hollow u demekti. Ama onu uzun zamandır çıkartmamıştı. Çıkartamamıştı. Ne çıkmasını gerektirecek bir şey olmuştu ne de ...

Ne de ne ? Ne düşünecekti ki ? Biraz önce ne hissediyordu. Bu hisler sanki bedeninde hiç var olmamış gibiydi. Bir uçurumdan düşüyordu sanki. Neden bu duyguları bu anda meydana çıkmıştı. Bir oyun olduğu için mi ? Oyunlardan nefret ederdi.

"Of of ne sıkıcı değil mi ? " dedi alaycı bir şekilde. İçindeki karmaşayı sesine yansıtmamayı başarmıştı. "Lanet olası biri çıkıp geliyor ve kafa karıştırıyor" sesi bu sefer farkında olmadan sert çıkmıştı. Cümle sanki üçünede vurgu yapıyordu. Ama bunu karşısındaki duran "görev" diyen kişiye göndermişti. Diğer ikisinin üstüne alınmadıklarından emin olmak için onlara baktı. Fakat uzunca bir bakış değildi bu. Ve doğal olarak ta anlamamıştı.

Neyi anlıyordu ki ? Veya neyi biliyordu yada ne düşünüyordu ?
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://visualkeifantr.netboarder.com/forum.htm
Yuudai Daisuke
Vaizard
Vaizard
avatar

Mesaj Sayısı : 56
Kayıt tarihi : 07/03/10

MesajKonu: Geri: Karışıklık   Paz Mart 14, 2010 11:34 am

Karşısında duran arrancar soğuk tavrını bozmadan ve sanki tınısız bir ses tonuyla ilk kez konuşmaya başlamıştı. Daisuke arrancar'ın ağzından çıkan her şeyi dikkatle dinliyor, ne dediğini kafasında ölcüp, biçiyordu. Buraya geliş amacı kesinlikle sorun çıkarmak değildi. Her ne kadar amacı farklı da olsa gözlerinin içindeki derin boşluk aksi bir durumda çekinmeden savaşabileceğini söylüyor gibiydi. Gözlerindeki o derin boşlukta ne bir korku vardı ne de bir çekince. Etkileyici... Özetlemek gerekirse bu sadece etkileyiciydi. Konuşmasındaki her bir kelimesi iğneliyici bir sözcüktü saki. Kimseye zarar vermeyecek, sadece kendine göre ilkel yaratıkları buradan götürecekti. Böyle biriyle savaşmak doğru muydu peki? Şu an için tamamen zararsız biriydi ve kimseye zarar vermeyi de düşünmüyordu. Tek zarar vereceği varlıklar hollow'lardı. Peki bu iyilik değil miyid? Daisuke'nin umrunda değildi buraya gelen hollowlar ama onları görmekten de haz etmiyordu. Bir şekilde hepsi onun peşine düşüyordu. Sonucunda o bir "jeneratör"dü.

Arrancar konuşmasını tavrını ve ses tonunu değiştirmeden devam etmişti. Bu sefer direk olarak Lluvia'yı aşağılayan bir ifade vardı sözlerinde. Ama şu anda eskisi gibi sinirlerini bozmuyordu artık Daisuke'nin. Onun buraya gelişi belliydi ve söylediklerinde haksız da sayılmazdı ancak hatalı olduğu kısım kan çıkmasını istediğini düşünmesiydi. Bu Daisuke'nin umrunda değildi. Ayrıca nedenini bilemediği bir şekilde eski nefretini yitirmişti karşısındaki arrancar'a karşı. Halan gözlerinin içindeki boşluğua bakıyordu Daisuke. Kendini oradan kaybetmek istiyordu sanki. O çıkmaz yerde takılı kalmıştı ve o çıkmazı keşfetmek istiyordu karşı konulamayacak bir şekilde. Bu arrancar'ı tanımak istiyordu nedense. Bir tehdit olsa da tanımak istiyordu. Daisuke Lluvia'nın konuşmasını dinleyememişti bu yüzden. Kafasındaki düşünceler buna engel oluyordu. Burada yaşanan olay Daisuke için artık "can sıkıcı"lıktan çıkıp bir maceraya dönüyor gibiydi. Kafasından geçen cümleleri hiç yapmadığı gibi tarttı Daisuke ilk önce ve arrancar'ın tam gözlerinin içine bakarak konuşmaya başladı.

"Birini kesip, biçmek için hiçbir sebebim yok, arrancar. Burada yaşayan senin tabirinle "değersiz", benim tabirimle "nankör" insanlar için kılımı dahi kıpırdatamam. Ama şunu da bilmeni isterim ki bu dünyaya gelen bu dünyada kalır. Ya burada can verir, ya da burada yaşar. O yüzden kimseyi geri götürmene izin veremem. Senin bile geri dönmene izin veremem!"

Daisuke shunpo'sunu kullanarak iki eliyle arrancar'ın kollarını arkadan tutmuştu. Bedeni çok soğuktu. Tıpkı gözlerindeki soğukluk gibiydi. Ancak bu sıradan bir üşüme veya ürperme soğukluğu değildi. Daisuke bunu hissediyordu. Bu tanımlayamayacağı bir soğukluktu. İnsanı kendine çeken ve içine hapseden bir soğukluk...

Daisuke kendine gelir gelmez eski "taichou" olan shinigami'ye döndü ve kendine güvenen, sakin bir ses tonuyla konuşmaya başladı.

"Shinigami, Lluvia'yı da al ve git buradan. Burası ile ben ilgileneceğim."
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Aya Estella O'fieme
Nona Espada
Nona Espada
avatar

Mesaj Sayısı : 92
Kayıt tarihi : 21/02/10
Nerden : Kripton*-* Diriliş mode on desu v.v"

MesajKonu: Geri: Karışıklık   Paz Mart 14, 2010 9:09 pm

Sessizlik bütününü bozan konuşmalarına sevinmeli miydi, yoksa kızmalı mıydı emin değildi Aya. Zira bu konuşmama eyleminin durması, vücudunun daha fazla gerilmesine engel olabiliyordu ancak söylenenler, tamamen kendi kimliğini aşağılayacak nitelikteydi ona göre. Sahi, neden böyle biranda cellallenivermişlerdi ki? Söylediği sözleri özenle seçmişti halbuki. Fakat bu bile bir işe yaramamışsa yapacak birşey yoktu, işi oluruna bırakmaktan başka..
" Görev miş .. tch... Görevler sadece oyundan başka bir şey değildir. "
Sahi, söylediklerinde ona göre 'oyun' ve 'görev' arasındaki farkı yeterince anlatamamış mıydı? Oyun boş zamanlarında eğlenmek için yapılan eylemler topluluğuna denirdi, halbuki görev; mutlak yeri ve zamanı olan, yerine getirilmesi gereken bir yemin gibiydi kendisine göre. Bunun üzerine de sadece gözlerini devirdi. Herkesin onun gibi farklı düşünmesini beklemiyordu zaten, sonuçta bir insan yalnızken ya filozof kesilip ölümünden yüzyıllar sonra ünleniyor, ya da delirip tımarhaneyi boyluyordu. İşte o da kafayı kırmamak için, Hueco Mundo'nun kuru ve sert havasında, genelde ayık olmayan bir kafayla düşünmeyi yeğliyordu, sadece düşünmeyi ve içmeyi..

"Of of ne sıkıcı değil mi ? Lanet olası biri çıkıp geliyor ve kafa karıştırıyor"

Nasıl olup zihninden geçirdiklerini anlayabildiğine akıl sır erdiremeyerek iri iri açtı gözlerini bir süre. Neydi bu şimdi, psişik mi? Zira o da bunca işinin arasında linç edilmekten hoşlanıyor değildi hani, özellikle de taşla. Sadece ' herneyse... ' diye geçirdi içinden. O anda ne garip tiplere rast geldiğini düşündüğüne dair yemin edebilirdi. Garip davranışlarıyla tüm dikkatleri üstüne çeken garip reiatsulu bir kız, nahoş nahoş konuşarak adamı çileden çıkaran bir shinigami ve... Üstüne kitlediği bakışlarını yakalayıp bir daha bırakamadığı bir vaizard...


"Birini kesip, biçmek için hiçbir sebebim yok, arrancar. Burada yaşayan senin tabirinle "değersiz", benim tabirimle "nankör" insanlar için kılımı dahi kıpırdatamam. Ama şunu da bilmeni isterim ki bu dünyaya gelen bu dünyada kalır. Ya burada can verir, ya da burada yaşar. O yüzden kimseyi geri götürmene izin veremem. Senin bile geri dönmene izin veremem!"

Ne demek istiyordu ki şimdi? Başını yana doğru eğip gözlerini kısarak sözlerine bir anlam yüklemeye davrandı, fakat bir süredir kendini savunmasız bırakıp gözlerinin içine baktığı vaizard'ın nefesini şimdi tam ardında hissediyordu. Arkadan bağlı olan kollarını kurtarmak için çırpınmak yerine sakinliğini korumaya çalıştı, ya da en azından dışarıdan öyle göstermeye.. Sonuçta çırpınıp durması havadayken pek bir işe yaramayacaktı, zira katanasını bile kavrayamıyordu o sırada. Fakat ne yapacaktı ki? Kendini bırakıp öldürtecek miydi, yoksa Hueco Mundo kaçağı olarak burada hayatını devam mı ettirecekti? İkisi de imkansız alternatiflerdi Aya için. Ne çok çabuk pes etmeye, ne de aceleci davranıp bir nefeslik uzağındaki vaizard'a gırtlağını kestirmeye niyeti yoktu. Fakat bunun sonu böyle bitemezdi. Hayatında kaç kişi 'normal' bir insan yerine koymuştu ki onu? Belki de bu yüzden diğer shinigami ve kız gibi defolup gitmesine izin vermeyeceğini söylemişti, kim bilir? Veyahut kim onun gibi tereddütsüz gözlerinin içine bakabilirdi Aya'nın, o anlamsız boşlupa katlanarak? İşte bu yüzden karşılık vermeyip başını hafifçe öne eğdi Aya. Durup konuşsaydı belki, içini dökebilir ve merakını giderecek sorular yöneltebilirdi; lâkin dönmesi gereken bir yurdu ve ona görevini neden yerine getir(e)mediğine dair ondan hesap vermesini bekleyen bir ırkı vardı. Onca şeye göz yumup yaşayanların dünyasında kalacak değildi, maziden beri ölü bir ruh ile...

' Yanılıyorsun Vaizard. Ben bu dünyaya çok önceden aittim zaten, koluna hayat kelepçelerini taktığı zavallı insanlardan biriydim. Lâkin ben yeryüzünün sahte gülümseyişine inanmayıp kibirli cilvelerinin farkına vardığım için şimdi Hueco Mundo'da, kıymetimi rütbemle verdikleri yerdeyim. Şimdi tekrar aynı şeyleri yaşamaktansa, ölmeyi tercih ederim! '

Eli boş dönmek üzere önünde Garganta'nın gökyüzünde açtığı yarığın derinleşmesine müsaade etmek için ağır ağır konuşmuştu. Fakat hayata ve hayatın getirdiklerine köpüren ruhu burada kaldığı her saniye içini öyle kemiriyordu ki, bu acıya dayanamayıp son sözlerini üstüne basa basa söylemişti. İsmini hala vermemiş olmasından dolayı ise neye ettiğini bilmeden şükrediyordu, zira bu olanlar bitip o kendi dünyasına dönene kadar hiç kimse rahata erişemeyecekti anlaşılan. Ve bunu ya tek başına yapacaktı, ya da onu bırakmaması halinde vaizard'la.. Kim bilir, belki yavaşça açılmaya başlayan Garganta'ya yaklaştıklarında kendisini bırakırdı. Bunları düşünürken dudağını bükmüştü Aya, zira bir şekilde Las Noches'te bile yanında rahat hissettiği kişilerden de farklı bir izlenim bırakmıştı bu vaizard onda. İçi bir tuhaf olsa da, yine de ' üzgünüm.. ' dedirtememişti kendine işte. Sonuçta bir kalbi bile yoktu, olsa da ne yazardı ki? Sürekli kırılıp dökülen bir kalbi bırakın taşımayı, hissetmekten bile acizdi... En azından son bir saate kadar... Hueco Mundo'nun harmanlayıp koruduğunu düşündüğü yalnızlığı ve kederi, alın yazısında olduğu gibi ebedi değil miydi? Yoksa namıdeğer Nihil, hiçliğin sardığı kalkanını düşürüp tüm duygulara karşı savunmasız mı kalıyordu, tıpkı şimdi olduğu gibi?
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Nakabayashi Sora
Shinigami
Shinigami
avatar

Mesaj Sayısı : 16
Kayıt tarihi : 02/03/10

MesajKonu: Geri: Karışıklık   Paz Mart 14, 2010 11:03 pm

Birkaç saniye boyunca şok olmuş gözlerle onu hatırlayamamış olan adama baksa da birkaç saniye sonra tekrar kendine geldi. Ardından sessiz kaldığı birkaç saniyede olanları kavramak onun için bile güçtü. Lluvia mı demişti yoksa? Hani Sora daha taichou olamamışken bu rütbeye ulaşmış olan ancak Daisuke gibi ortadan kaybolan Lluvia? Sayısız kere kılıç tokuşturduğu, belki de ilk kez birine güvenmesini sağlayan Lluvia. Onu nasıl unutabilirdi ki Sora? Belki Daisuke gibi o da onu unutmuştu ama aradan bırakın yüzyılları, bin yıllar bile geçse onu unutamazdı. Daha önce pek dikkat etmediği kıza umutla bakarak emin olmaya çalıştı. Gerçekten oydu ve neredeyse hiç değişmemişti. Acaba Sora değişmiş miydi? Ya da ona kendini nasıl hatırlatabilirdi ki? Daisuke'ye de aynı muameleyi gördüğünü söylemek istiyordu. Sırf tür değildi Shinigamilerin birini satması için gereken. Sadece ufak bir yanlış karar bile buna sebep olabiliyordu ki şu an Sora buradaydı. Acıma istemiyordu, sadece anlayış istiyordu. Belki biraz da dostluğa açtı ve yıllar sonra eline geçen bu fırsatı değerlendirmeye çalışıyordu. Kelimeler bu durumu açıklamaya yetmiyor gibiydi, onun kullandığı yalın dilse içinden geçen duyguları açıklamaya yetmezdi. Kimse açıklayamazdı belki de bunları. Sadece içinden geçenleri açıklamaya çalışan ve sakin olmaya çalışan sesine hükmedebilirdi belki de.

"Bana shinigami demeyi kes lütfen. Belki hatırlamıyorsun ama SS tarafından hayvanlar gibi kovalanan sadece siz değilsiniz. Sadece ufacık bir hata yüzünden benim de peşime düştüler. Normal biri olsaydım neden burada olurdum sence? Sen ve ben... Sırt sırta dövüşürdük. Belki de hatırlaman için o anı yeniden yaşaman gerek."

Daisuke için söyleyecek daha birçok sözü vardı ama zaman doğru değildi. Onu boşa harcamak istemiyordu. Sora'yı deli yerine koymalarını da istemiyordu ancak bir kere konuşmaya başlamıştı ya, durdurabilecek neredeyse hiçbir şey yoktu onu. Artık birşeyler söyleme sırası Lluvia ya gelmişti. O da hatırlamıyor olmalıydı yoksa neden ona böyle soğuk davransındı ki? Birkaç saniye sessizlikte sesini sakinleştirmeyi başarmıştı. Bu konuşmayı bir arrancarın önünde yapmak ne kadar doğruydu bilemiyordu belki ancak artık içine atacak gücü kalmamıştı. Yıllar boyunca SS'e karşı biriktirdiği öfkeyi eskiden gelen bu yüzleri ikna etmede kullanacaktı. Belki de biraz hayal kırıklığı vardı hislerinde. Onu unutmayacağını düşündüğü iki kişinin unuttuğunu görmek sarsmıştı Sora'yı. Artık iyice sakinleşmeyi başarmış bir şekilde ve yüzünü diğer tarafa çevirip o aptal kırılmış ifadenin görünmemesini umarak konuştu.

"Peki ya sen Lluvia... Yoksa Lluvia Taichou mu desem? Beraber az mı kılıç tokuşturduk? Az mı antrenman dövüşü yapıp etraftakilerin ağzını açık bıraktırdık? Sen de mi beni hatırlayamıyorsun."

Hisleri artık kontrolünün dışına çıkmış gibiydi. Dışta bir değişiklik yoktu belki, ancak zaten yıkılmış olan iç dünyası iyice parçalanmaya başlamıştı. Bedeni de yavaş yavaş kontrolden çıkıyormuş gibi hissediyordu. eli belindeki kılıca gitmişti ve bunun sadece başlangıç olduğunu o da biliyordu. Bu tür bir krizi geçirmesi kolay kolay olmazdı ancak durdurması da imkansız gibiydi. Kontrolden çıkmış bir şekilde kılıcını çekmişti ve zanpaktousunu salmaya hazırlanıyordu. Aslına bakılırsa bu iyi bir fikir sayılabilirdi. Onunla dövüşmek Daisuke'nin olmasa da Lluvia'nın onu hatırlamasına sebep olabilirdi. Hem ona karşı olan hislerini de söyleme şansı bulurdu belki bu kez. Tam söyleyecekken ortadan kaybolarak Sora'yı karanlığa gömen Lluvia'dan başkası değildi. Yine de ağzından kelimeler dökülüp zanpaktousunu salarken sesi duygusuzdu.

"Setsudansuru: Kireru no Goutou"


Out: Pek iyi olmadı gomennasai :S
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Lluvia C. Ruka Dolores
Vaizard
Vaizard


Mesaj Sayısı : 92
Kayıt tarihi : 24/02/10

MesajKonu: Geri: Karışıklık   Paz Mart 14, 2010 11:37 pm

Lluvia Aya , ya dikkatle bakıyordu ki , o anda dikkatini diğer shinigami çekti. "Ben Soul Society tarafından kovalanmıyorum. Sadece... Ah bilmiyorum " diye düşündü. Daisuke ile onun sırt sırta dövüştüğünü öğrendiğinde , bir boşluğun içinde buldu kendini. Neden hiç bir şey hatırlayamıyordu ? Kendini serbest bırakamıyordu. Neden istediği gibi davranamıyordu ki ? Neden diğer herkes gibi istediği şeyleri düşünemiyordu ? Bu onu o kadar rahatsız ediyordu ki , ne yapması gerektiğini bilemiyordu. Bu durumu garip diye karşılıyordu. Çünkü bir fikir yürütemiyordu. Keşke neler olduğunu hatırlayabilseydi. Neden kaybolduğunu ...
Neden bu lanet boşluğa düştüğünü... Her şeyi...

Keşke bilebilseydi. O zaman işte her şeyi anlar , her şeyden özgürce bahseder ve sonsuza kadar düşüncelerinin kıymetini bilirdi. Geçmişte neler olduğunu hatırlayabilseydi , belki de zanpakutou sunuda hatırlayabilirdi. Eğer kendine gelmezse , onu nasıl kullanabilirdi ? Sadece varlığını biliyordu.

Ama daha fazla şey biliyor olması gerekiyordu. Çok fazla düşünmek , hatıralarını unutturmuştu ona. Bazen hiç düşünmeden her şey kendiliğinden çözülüveriyordu. Belki...

Bu düşüncelere dalmışken bir anda shinigami nin söyledikleriyle irkildi. Ona "Lluvia... Lluvia taichou" demişti. Bir anı geldi o anda aklına... Yanında biri vardı. Fakat o anı birden yokoldu ve konuşan shinigami ye baktı.

Onunla antreman mı ?

Dikkatle baktı. İyice boşluğun içine düştüğünü hissediyordu. Keşke o boşluktan çıkabilseydi. En azından canını bu denli yakmazdı. Anısızlık !

O sırada o shinigami nin zanpakutou sunu saldığını gördü. "Setsudansuru...Ha !" diye düşündü. Dudaklarını büzüştürdü ve "Belki evet , belki hayır" diye onun kendisine sorduğu soruya yanıt verdi. Belki de onu hatırlıyordu ha ?

"Aman neyse artık" dedi bıkkın bir şekilde. Sanki biraz önce düşünmüyor , konuşuyordu. Hepsine mahçup mahçup bakarak "Pek de önemli bir şey değilmiş zaten" onların bu lafını anlamayacağını düşündü "Daisuke kun ?" diyerek ona baktı "Biraz önce dedin ya , ben ilgilenirim onunla diye , istediğini yap" diyerek arkasını döndü. Bu işten biraz sıkılmaya başlamıştı.

"Taichou iyimisiniz ? "
"İyiyim devam et"
"Ama fazla kaçırmadım mı ?"
"Ne fazla kaçırması ? Ha altına mı ettin yoksa , bana bir şey olacağı konusunda. Merak etme bende bu kadar sağlam kafa olduğu sürece , ne kadar oraya nişan alsanda bir şey olmaz"

Bir anı belirmişti aklında, eskiye ait. Kısa boylu bir çocukla konuşuyordu. Biraz pısırık görünüşlü , ama garip bir şekilde onun güçlü olduğunu biliyordu. Kalbi acıyla sızladı. Neden böyle olduğunu anlamıyordu. Neden birden hiç bir şey beyninde olup bitmiyordu ki ? Çocuğa başının ne kadar sağlam olduğunu söylemişti. "Ne sağlam ama" diye düşündü. "Sanırım... " mırıldandı ve "Hatırlayabilirim" dedi. Ardından onları görebilecek bir köşeye oturdu ve "Siz bana bakmayın keyfinize bakın" dedi alaycı bir şekilde. Sanki her şeyi , her zaman ekiyormuş gibi hissetti. Dejavu olmuş gibiydi. "Dejavu ha ? "

Rp Dışı :
Şey ben biraz eklenti yaptım sonuna ^.^
Biraz absürdçe oldu ^^'
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://visualkeifantr.netboarder.com/forum.htm
Yuudai Daisuke
Vaizard
Vaizard
avatar

Mesaj Sayısı : 56
Kayıt tarihi : 07/03/10

MesajKonu: Geri: Karışıklık   Ptsi Mart 15, 2010 10:25 am

Arrancar'ın soğukluğu giderek Daisuke'yi donduruyordu. Teninin pürüzsüz soğukluğunun çekiciliği ise her saniye daha da artıyordu sanki. Ona dokunduğu anda gözlerinin içindeki boşluk doluyor gibiydi sanki hayalinde. O bir düşmandı belki de ama şu an bir düşmandan çok yüzyıllardır insanoğlundan saklanmış, keşfedilmeyi bekleyen bir canlı gibiydi. Zaman ona dokunduğu ilk anda durmuştu. Yelkovan akrebi kovalamaktan bıkmış gibi ilerlemiyordu ve soğukluk Daisuke'nin ellerinden bütün vücuduna yayılıyordu. Ancak bu geri çekilmek istediği ya da onu rahatsız eden bir soğukluk değildi kesinlikle. Soğukluğu hissetmek saçma olsa da huzur veriyordu Daisuke'ye. Tüm bunlara ek olarak, Daisuke onu tuttuğu andan itibaren arrancar hiç kaçmamış, hareket bile etmemişti. Tek yaptığı kafasını bir parça öne eğmek ve soğukluğuyla Daisuke'yi hapsetmekti.

' Yanılıyorsun Vaizard. Ben bu dünyaya çok önceden aittim zaten, koluna hayat kelepçelerini taktığı zavallı insanlardan biriydim. Lâkin ben yeryüzünün sahte gülümseyişine inanmayıp kibirli cilvelerinin farkına vardığım için şimdi Hueco Mundo'da, kıymetimi rütbemle verdikleri yerdeyim. Şimdi tekrar aynı şeyleri yaşamaktansa, ölmeyi tercih ederim! '

Soğuk ve tınısız bir ses ile söylemişti bunu Daisuke'ye ama sanki önceki konuşmalar gibi değil de, daha çok Daisuke'nin zihnine söylenen bir fısıltı gibiydi tüm sözler. Söylediklerinde haksız mıydı peki? Bu yeryüzünde sahte gülümsemesini insanlıktan saklayan, kibirli hareketlerini bir kenara bırakıp herkese insan gibi davranan kaç tane düşünen hayvan vardı ki? Peki Daisuke seviyor muydu burayı? Hayır... Ama Daisuke'nin artık inandığı şey buydu. "Buraya gelen burada kalır..." Kendisi nasıl Soul Society'e bir daha dönemeyecekse buraya gelen hiç kimsenin de geri dönmesine izin vermeyecekti.

"Rütbe... Gücüne veya zekana göre senden üstün olan birtakım insanların seni kendi kendine mutlu etmeni sağlamak için verdikleri soyut mutluluk... Peki soru şu; bu mutluluk gerçek mi, arrancar? Şu anda varlığının kaynağı başkası tarafından sana sunulmuş sahte, soyut bir mutluluk mu? Kıymet, dışarıdaki kişilerin sana biçtiği fiyat mıdır yoksa senin dışarıya kendini pazarlamak için yarattığın fiyat mıdır? Hiçbiri... Kıymet, seni kollarından tuttuğu zaman bırakamamaktır..."

Daisuke bu fısıltı şeklindeki konuşmasına Sora'nın konuşması ile devam edemedi. Söylediklerini ne Sora ne de Lluvia duymuş olamazdı, zira kendi sesini kendisi zor duyuyordu. Sora ise yine eskiden Daisuke ile yaptığı şeyleri anlatmış ve tabiki Daisuke'nin hatıralarında bu flu fotoğraf kareleri olarak canlanabilmişti ancak. Şu anda ilgelenmek istediği şey bambaşkaydı. Bakışlarını tekrar önünde duran arrancar'a çeviren Daisuke arkasında Garganta'nın derin yarığı ile ürkütücü bir psikolojiye bürünmüştü. Arrancar'ın buradan gitmesine müsade edemezdi... O burada kalmalıydı!

Üzgünce bakışlarını Sora ve Lluvia üzerinde gezdirdikten sonra Daisuke Sora'nın Zanpaktou'sunu eline alışını ve ona salınım komutunu vermesini duydu ve gördü. Sora savaşmak için hazırdı ancak kim dövüşecekti onunla? Önünde hala tüm soğukluğuna rağmen ellerini teninden çekemediği arrancar mı, yoksa arrancarı asla bırakmak istemeyen Daisuke mi, ya da ikisi de değil umursamaz tavırlı Lluvia mı? Artık mutlak bir sona yaklaşılıyor gibiydi. Sanki saatler gibi sürmüş dakikaların sonu geliyordu. Arrancar ya buradan kaçacaktı ya da Sora ile dövüşmek zorunda kalacaktı. İkisi de Daisuke'nin tercihlerinden değildi ve iki durumu da ortadan kaldırması için bir şey yapması gerekiyordu. Hem de hemen...

Soğuk teninden elini ilk kez çekebilmişti Daisuke ama diğer eli ile sıkıca onu kavrıyordu. En sevdiği kıyafetini hep giyen, en sevdiği yemeği yemekten bıkmayan kişinin vazgeçememesini almıştı onu daha sıkı kavrarken. Daha sonra kınında bir hayli sakin duran katanasına gitmişti eli ve onun kabzasından yakalayıp bir anda arrancar'ın boğazına gelebilecek şekilde sabitledi.

"Sana söylemiştim arrancar, burada olan burada kalır. Şimdi gidip buraya gelme amacın olan hollowları ortadan kaldıralım..."
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Karışıklık   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Karışıklık
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 3 sayfasıSayfaya git : 1, 2, 3  Sonraki
 Similar topics
-
» Yazıcı kartuşu sorunlarını gidermek için
» Garip benzerlik, karışan kafalar

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bleach Rpg :: Dünya :: Karakura Şehri-
Buraya geçin: